SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
22 Nisan 2008 Salı 10:10
  Mehmet Ali ÖZTÜRK
  Araştırmacı-Yazar
Alkol Medeniyeti
 
            Geçenlerde bir günlük gazetenin, soyadı gerçek dinini gizleyen bir cemaati hatırlatan bir yazarı Konya’da lüks oteller dışındaki lokantalarda içki servisi yapılmamasından dert yanıyor. Mirasçısı olduğumuz, ama bir kısmımızın kıymetini bilmediği veya temsil edemediği, bir kısmımızın da reddettiği medeniyetimiz, bugünlerde “su medeniyeti” diye anılıyor. Bugünkü medeniyetimize de galiba “ALKOL MEDENİYETİ” dememiz uygun olacak.
Ben, o zamanlar bazı evlerinde turşu kurulur gibi rakı, şarap kurulan bir Orta Anadolu kasabasında doğup büyüdüm. Sakın benden alkolün her şeyini bildiğimi veya en azından bugünlerde siyasi arenada başa güreşme peşrevlerine soyunan birisi gibi “alkolün tadından başka her şeyini bilirim” diyeceğimi beklemeyin. Çünkü alkolün rezilliğinden başka hiçbir şeyini bilmem. Doğduğum kasabada bir düğün olmaya görsün, sokaklarda yürümek benim için en büyük işkence olurdu. Sarhoş kusmuklarına basmamaya çalışmak zor da olsa başarılabilirdi, ama o iğrenç kokusuna katlanmak tam bir Çin işkencesi idi. Naralara bir parça alışılıyordu, ama buna alışmak imkânsızdı veya alışmak için sarhoş olmak gerekiyordu. Çok şükür o yolu denemedim. Çünkü bu alkolün yol açtığı bir başka rezalet vardı ki bu hiçbir onurlu insanın hazmedebileceği türden değildi. 14–15 yaşlarımıza geldiğimizde içki masasına oturmamıza henüz izin verilmezdi, ama içki içilen odalarda bulunmamızın sakıncası yoktu, hatta teşvik bile edilirdi. Çünkü artık delikanlı oluyorduk, sayın alkolle tanışmaya hazırlanmalıydık. İşte hazmedemediğim manzaranın teşhir alanı da düğün evlerinin bu odaları idi. Kafalar dumanlandıkça diller çözülür, diller çözüldükçe kadınlar-kızlar gündeme gelir, en mahrem aile sırları için bile sansür kalkardı. Hiç unutmam, böyle bir ortamda normal şartlarda aklı başında biri olarak gördüğüm bir ağabeyin orada seyirci olarak bulunan bir “yeniyetmeyi” evindeki gencecik hanımına bir şey istemeye göndermesi, gönderirken de “eğer vermezse ….” diye başka bir kadın için bile söylerken insanın içinin burkulacağı iğrenç sözleri söylemesi benim midemin bulanmasına yetmişti. Derhal dışarı çıkmış, duvar dibindeki sarhoş kusmuklarına istem dışı bir katkıda bulunmuştum. O meclislere bir daha da ayak basmadım.
Bu anlattıklarım siz değerli okuyucularımın da midesini bulandırmıştır, ama benim amacım bu değil. Alkolü medeniyetin vazgeçilmez bir unsuru olarak gören/gösteren, bir yerde alkol göremedi mi, orasını çağdışı ilan eden aydın(!)larımızın medeniyet oyunundan kırsal bir sahne takdim etmek istedim sadece.
Bizim aydınlarımız alkolü bir ideoloji ve siyaset sorunu, bir “medeniyet” göstergesi olarak görürken, onların benzemeye çalıştığı batılı aydınlar için ise alkol bir sağlık sorunudur. Ancak onların başı da alkolü bir ekonomik kaynak olarak gören ve kontrolünü elinde tutan devletleri ile dertte. Ama şimdilerde kontrolü kaybetmekte olan bu devletlerde de endişe başladı. AB’nin alkol tehdidi konusundaki tutumunu çok gevşek bulan, İsveç başta olmak üzere bazı Batılı ülkeler yavaş yavaş tepkilerini dillendirme başladılar. Çünkü gidişat çok vahim: Uluslar arası Sağlık örgütünün verilerine göre; Avrupa’da alkol yüzünden ölenlerin sayısı yılda 600 bin. Kıtanın bu illet nedeniyle uğradığı ekonomik kayıp ise 500 milyar Euro’yu buluyor. Alkol tüketiminde dünyada ilk sıraları işgal eden ülkelerden biri olan Fransa’da ölün nedenlerinin başında alkol geliyor: Erkeklerde yüzde elli, kadınlarda yüzde on. Avrupa’da yüksek vergi ve sıkı kontrol aracılığı ile alkol tüketimini sınırlamayı başarabilen İsveç, alkole bağlı sağlık sorunlarını da en aza indirebilen ülke. Ama onun da belalısı İngiltere gibi barların 24 saat açık kalmasını serbest bırakan ülkeler. Zira İsveç gibi alkol kullanımının kontrollü ve pahalı olduğu ülkelerden, İngiltere gibi serbest ve ucuz ülkelere alkol turları düzenleniyor. Bunun sonucu olarak da İsveç’te son yıllarda alkole bağlı sağlık sorunlarında yüzde otuzlara varan artış görülmüş. Uğranılan ekonomik kayıp da cabası.
Gelelim “su medeniyeti” de denilen İslam medeniyeti mirasını reddettikten sonra alkol medeniyeti içerisinde yerini alan Türkiye’mize. Tüm diğer Müslüman ülkeler gibi biz de bir zamanlar dünyanın en az alkol tüketenlerinden idik. Alkol medeniyeti kuşağına dâhil olduktan sonra içki tüketimi yavaş yavaş artmaya başlamış, bu oran 1950’de kişi başına 1 litre düzeyine yükselmiş. 20. yüzyılın ikinci yarısında bu artış ivme kazanmış. 28 Şubat’ın da yılı olan 1997’de kişi başına alkol tüketimi 16 litreyi bulmuş. 28 Şubat’la irticaın eli kolu bağlanırken alkol de bütün engellerini yerle bir etmiş ki, bugün alkolik Fransa’yı da sollayarak şampiyonlar ligine yükselmiş, ilk üçler arasına katılma bahtiyarlığına(!) erişmişiz. Son istatistik verilerine göre Türkiye’mizde işlenen suçların yüzde 66’sı ile gerçekleşen trafik kazalarının yüzde 61’i alkol kaynaklı.
28 Şubat’ta, MGK toplantısına bir kuvvet komutanının Erbakan’a inat alkol servisi istemesini –ki o da alkole bağlı barsak kanserinden öldü- büyük bir hazla anlatıp yazanlar, 28 Şubat kuşağının bu alkollü manzarası karşısında zil takıp oynayabilirler.
 
YORUMLAR (1) adet
    emekli polis
    tettürdiyot
    Alkolün bizde ideoloji, batıda ise bir sağlık sorunu olduğu saptamanıza katılıyor ve bu görüşü desteklemek üzere mesleğimle ilgili bir gerçeği aktarıyorum. Ben emekli bir emniyetçiyim. Gençliğimde trafik polisliği yaptım. O zamanlar aracında tentürdiyot bulundurmayan sürücülere ceza yazardık. Sonraları bulundurmak yasaklandı. O zaman öğrendik ki Avrupada bu 15-20 yıldır yasakmış. Sebebi de alkol içermesi imiş. Biz alkol yarayı temizler bilirdik, meğer tahriş eder yaranın kapanmasını geciktirirmiş. Ama büyüklerimiz bazı etkili çevrelerden alkol düşmanı gerici tepkisi almaktan korktuklarından Avrupayı 20 yıl geriden takip etmişler.
    02 Mayıs 2008 Cuma 16:24

Yazarın Diğer Yazıları

Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Nevzat LALELİ
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Tüm Yazarlar
    Anket
    Son 15 yılın hükümetleri göz önüne alınsa olası yeni bir ekonomik krizden hangi çözümle çıkılabilir?
    Ak Parti bu işin üstesinden gelebilir
    Ak Parti Ekonominin başına K.Derviş'i Getirmeli
    Milli Görüşle (SP) çözülebilir
    Bu Ekonomi düzelmez
    Fikrim yok
    » Piyasalar
$ USD
1.4220
€ Euro
1.9340
IMKB
28.911
Altın
39.77
    ISTANBUL 08.10.2008
İmsak
-
5:35
Güneş
-
7:01
Öğle
-
12:59
İkindi
-
16:08
Akşam
-
18:44
Yatsı
-
20:03
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008