Masonlar Bunu Hep Yapar
“İşte ünlü İslamcı masonlar” diye döşenmiş Soner Yalçın. Masonların umumi vekâletini almış avukatları arasında var mı yok mu bilmiyorum. Hatta mason olup olmadığı konusunda da elimde hiçbir bilgi ve belge yok. Soner’i fazla ciddiye de almıyorum aslında. Ancak beni ilgilendiren iki husus var ki, yazmadan edemedim.
Başörtüsü ve İslam şeriatinin diğer emirleri söz konusu olduğunda masonların tavrı bellidir ve bunu ilgilenen hemen herkes bilir. Karşı tarafın sataşmalarına da hiç ses çıkarmazlar. Ama bu kez görüyoruz ki; masonların derdi Soner’i germiş. Sözünü ettiğimiz yazısını yazmış Hürriyet’te. Masonları savunmak için İslamcıları diline, pardon kalemine dolamış. İslamcılar hakkında ahkam keserken de Müslümanlara bazı mesajlar verme lütfunda(!) bulunmuş.
İlgilenenler ve yaşı müsait olanlar bilirler; 1950’li, 60’lı ve 70’li yıllarda masonlar hakkında çokça kitap yayınlanırdı. Bu kitapların içinde de çarşaf çarşaf mason listeleri olurdu. İşin ilginç tarafı da bu bol listeli kitapların yazarları da, Cevat Rifat Atilhan merhum gibi bir iki isim hariç, genellikle o zaman deşifre olmamış masonlar olurdu.
İşte beni ilgilendirdiğini söylediğim iki husus da tam bu “ilgiç taraf”tan arzı endam ediyor: Birincisi; bu listelerde her nasılsa mason olmuş veya olmadığı halde mason olarak gösterilmiş bir takım isimlere yer verilirdi. Halkın sevgi ve saygısını kazanmış bu şahsiyetlerle; “bakın bunlar da mason, masonluk size anlatıldığı gibi kötü bir şey değilmiş” mesajı verilmeye çalışılırdı.
İkinci husus: Masonların ne olmayacakları yaptığı, ne iktidarlar devirip kimleri iktidara taşıdığı vb. karanlık işleri sıralanırdı. Bununla da karalama görüntüsü ardında, “işte biz böyle güçlüyüz, bize boyun eğmekten başka çıkar yolunuz yok” mesajı verilirdi. Bunları yaparken de dokuz doğruya sadece bir yalan katılırdı. Verilmek istenen mesaj da zaten bu yalanın içinde veya arkasında olurdu.
Soner Yalçın’ın mason olup olmadığını bilmediğimi söylemiştim. Ama şurası bir gerçek ki; yaptığı iş mason işi. Eserlerinin çoğunda bunun izleri adete sırıtıyor. Özellikle “Efendi” bu konuda tipik bir belge. Sabetayistleri kötüler havasında, onlar lehine az önce anlattığım iki mesajı da başarı ile veriyor.
Gelelim “İslamcı masonlar” hakkındaki yazısına: Yine bu görevini yapmaya çalışmış, ama bu defa dersine pekiyi çalışamamış, ya da âlemi kör, herkesi cahil zannetme alışkanlığından olacak mızrağı çuvala pek sığdıramamış. Öyle ki, Mehmet Akif merhumun resminin altına Abbas Halim Paşa yazıvermiş. Bir de büyük alim Mustafa Sabri efendiyi takdim ederken, Suat Hayri Ürgüplü ve Münip Hayri Ürgüplü isimli Türkiye’nin politik hayatında etkili olmuş oğullarını(!) da tanıtmayı unutmamış. Pes vallahi. Evet bu iki kardeşin babaları da Osmanlı’nın son Şeyhülislamlarındandır, ama onun adı Mustafa Sabri değil, Mustafa Hayri’dir. Hazır Mustafalar tutuyor, kaldır Hayri’yi, koy Sabri’yi; al sana bir masonik el çabukluğu.
Bir de Müslümanların saygı duyduğu isimlerin masonluklarını deşifre(!) etmiş ama asıl masonların saygı duyduğu ve kendilerine haylice hizmeti dokunan bir mason şeyhülislamı es geçmiş: Hasan Hayrullah efendi. Kendileri Sultan Aziz’in son şeyhülislamı, Sultan Hamid’in de ilk şeyhülislamıdır. Mason Mithat Paşa ve şürekâsının Sultan Aziz’i tahtan indirme girişimlerinin padişah tarafından fark edilmemesi husunda elinden gelen gayreti göstermiş, aynı hainlerin Sultanı katlettikten sonra cinayetlerine intihar süsü vermelerinde de hayli hizmeti olmuştur. Masonluğu gizlenen bu şeyhülislamın, Abdülhahid Han tarafından Hicaz’a sürülmesinden önce bir hizmeti daha var ki her Müslümana “Tövbe estağrirullah” dedirtir. Mithat Paşa Ziraat Bankası’nı kurduğunda, faizli işlemlerden kaçınan Müslümanlara bunun şer’î(!) yolunu bu zatı muhterem(!) göstermiştir. Şöyle ki: Diyelim bankadan 100 lira tutarında bir kredi aldın. Vadesi dolunca da bu meblağı ödeyeceksin. Ama banka senin baban değil ki karşılıksız para versin. Faiz mi? Olur mu efendim, faiz haram. Aldığın kadar parayı, yani 100 lirayı vezneye ödersin. Öderken de gözüne veznedarın arkasında koli koli kibritler ilişiverir tabii. Banka veznesinde kibritin işi ne ola ki demeyin. Müessesemizin müşterilerine ikramıdır efendim. Veznedarımız size bir kutu kibrit ikram edecek, siz de fiatı bir kuruş dahi olmayan bu kibrit için 10 liracık hediye edeceksiniz, bu kadar basit. Az şey mi sizi faiz gibi bir büyük günahın vebalinden kurtarmak. Malum, masonlukta çare tükenmez.