Bundan önceki “Ilımlı İslam ve Diyanet” başlıklı yazımızda birilerinin; "Ilımlı İslâm” tabirinin ilk defa Irak'taki işgal ordusunun komutanı tarafından, muhtemelen üzerinde pek de düşünülmeden kullanılan bir deyim olduğunu, bu konuda, detaylı bir çalışma, bir proje, gizli kapaklı bir plana dair bir bilginin elimizde bulunmadığını, bu yüzden Türkiye'de giderek yükselen "Ilımlı İslâm" tartışmalarının içinin tamamıyla boş olduğunu yazdığından bahsetmiştik.
Ortalıkta uçuşan bunca bilgi ve belgeden sonra bu şekilde düşünüp konuşanlara birşeyler anlatmaya çalışmak; abesle iştigal olur. Bizim muhatabımız daha detaylı bilgilere ulaşmak isteyen memleket evlatları.
Bu konuda elimizde diyebileceğimiz, yazılı ve elektronik medyada hemen herkesin ulaşabileceği o kadar çok belge var ki… Ancak bunlar içinde üzerinde durulması gereken iki Rand Corporation raporu var. Ayrıca da bu raporlar çevresinde yapılmış açıklamalar, yorumlar, itirazlar ve ek bilgiler. Bunlar içinde bizim yararlandıklarımızdan diğer kardeşlerimizin de yararlanması ve aydınlanması için yerimizin müsaadesince bazı bilgileri sunmaya ve aktarmaya çalışacağız.
Konunun detayına girmeden önce sözü geçen kurum hakkında biraz bilgi verelim:
Rand Corporation 1948 yılında California’da kuruldu. Görevi; CIA ile birlikte çalışmak ve Amerikan yönetimine strateji üretmek. Tecrübelerini Soğuk Savaş döneminde Sovyet bloğuna karşı gerçekleştirdiği yerüstü ve yeraltı faaliyetlerle edindi. Komünizm’in yıkılmasında CIA ile birlikte en önemli rolü oynadı. Şimdi ise en önemli çalışması Müslüman ülkelere yönelik “Ilımlı İslam” projesi.
Rand Corporation’un 2007 Raporunun birinci bölümünde, Soğuk Savaş döneminde Sovyet’lere karşı geliştirilen strateji ve uygulamalardan örnekler veriliyor. Bunlardan birkaç önemli başlık:
– Kurduğu paravan vakıflar aracılığıyla antikomünist sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri ve gazeteleri desteklenmiş. (Şimdiki Soros vakıflarını acep ne ola ki?)
– Gazetecilere maaş bağlanmış.
– Bazı işçi sendikalarının liderlerinin yanına yardımcı pozisyonunda CIA ajanlarını yerleştirilmiş. (Çünkü o zaman komünist ve sosyalistlerin en çok yuvalandığı mekanlar sendikalardı.)
– CIA’nın deşifre olmaması için, bazı tanınmış vakıflar kullanılmış.
Raporda; ABD’nin Soğuk Savaş sırasında komünizmle mücadele yönteminden ders çıkarılabileceği, Soğuk Savaş döneminde sendikalar, öğrenci birlikleri ve siyasi partiler yoluyla komünizmle mücadele eden demokratik ağlar ve ideolojik bir güç yapılandırma amaçlı Amerikan çabalarının başarı elde ettiği bu yüzden aynı yöntemin İslam dünyası içersinde de uygulanabileceği’ yazılıyor. Yine raporda, “Soğuk Savaş dönemindeki en büyük tehlike komünizmdi. Bugünse en büyük tehlike İslam dünyasında artış gösteren Amerikan karşıtlığıdır,” deniyor. (www.mimhaber)
Bu şu anlama geliyor: “Nasıl soğuk savaş döneminde Komünizm tehlikesini bertaraf etmek için müttefikimiz olan ülkelerde paravan sol parti ve dernekler kurdurmuşsak, provokatör ajanlarımız eliyle solculara eylemler yaptırtmışsak; benzer yollarla bir kısın Müslümanları da kullanacağız. Müslüman Müslümanla çatışacak ve biz İslam tehlikesinden kurtulacağız.” Bu konudaki strateji de bayan Benard’ın “Civil Democratic Islam” raporunda belirlenmiş durumda: “Öncelikle modernistleri desteklemek lazım; zaman zaman laikleri desteklemek gerekiyor. Gelenekçiler fundamentalistlere karşı taktiksel olarak desteklenmeli. Fundamentalistler sürekli bir muhalefetle karşılaşmalılar.”



