Bugün 29 Mayıs. Haberdem camiası olarak 2 önemli olayın yıldönümünü kutluyoruz. Birincisi taşıdığı ve temsil ettiği ruhtan ilham aldığımız İstanbul Fethinin 555. yıldönümü. İkincisi ise "zoraki takılan gözlükleri" takmamakta ısrarlı ve "gerçeği okumak ve okutmak" konusunda kararlı bir avuç idealist gencin gayretleriyle kurulmuş olan HABERDEM'imizin ilk yıldönümü. Ayrıca bu günün benim için özel bir anlamı daha var ki; o da ilk çocuğumun, Suat'ımın doğum günü olması.
İnançları ve ideallerinden başka bir sermayeleri olmayan bu genç kadronun, yukarıda belirttiğimiz hedeflerini gerçekleştirme yolunda samimi ve gayretli adımlarla ilerlediklerini görmek, bizin gibi fizyolojik olarak gençliğini bir hayli gerilerde bırakmış olanlar için gerçekten büyük bir mutluluk kaynağı. Aynı zamanda daha bir yılını doldurmadan Türkiye’nin, 15 büyük şehrinin tamamı başta olmak üzere önemli bir kısmında temsilcilikler tesis etmesi de sevinç ve guru verici bir olay.
Haberdem yayın hayatına adım atarken niçin özellikle 29 Mayıs’ı seçti? Bu tercihin altında bu günün gururundan çok ruhu yatmaktadır. Yani; FETİH RUHU. Bizin tarihimiz “fetih” bir işgal olayı veya galibiyet davası değildir. O sadece ve sadece ADALET sevdasıdır. Ortodoks Konstantinepol (İstanbul) Müslüman kuşatması altında iken, dindaşları Katolik Vatikan’dan yardım isteyenlere karşı, kuşatma altındaki halka; “şehrimizde kardinal şapkası görmektense Müslüman sarığı görmeyi tercih ederiz” dedirten misyondur. Çünkü “adalet” kelimesinin tam olarak anlamı; bir şeyin yerli yerinde durması, yaratılışta/fıtratta nasılsa öyle olması demektir. Bunun zıddı ise zulümdür. Aynı kökten gelen “tadil” kelimesinin de anlamı, bir şeye yerli yerinde, olması gereken konumda tutmak, eğer doğal konumu değiştirilmişse, onu yine asli durumuna iade etmektir. Bunun en güzel örneklenebileceği husus, fetih ruhunu bizlere veren dinimizin direği olan namazın olmazsa olmazlarından olan “tadili erkan” vecibesidir. Tadili erkan demek, vücudumuzu ayakta tutan iskeletimizin, bulunduğu konumda (kıyamda, rükuda, secdede ve otururken) doğal olarak hangi vaziyette olması gerekiyorsa o haline getirilmesi demektir. İşte fetih ruhunun da amacı bunu toplum ve toplumlararası planda gerçekleştirmektir.
Hürriyet asıldır. Esaret ve kölelik bu aslı bozan zulüm, buna sebep olanlar da zalimdir. Fetihten amaç bu zulmü ortadan kaldırmaktır. Hakkaniyet adalet, sömürü zulümdür. Ahlak adalet, ahlaksızlık zulümdür. Doğruluk adalet, yalan ise zulümdür.



