SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
 
Yazı Karakteri Boyutu:
   
06 Nisan 2008 Pazar 13:55
  Mehmet Ali ÖZTÜRK
  Araştırmacı-Yazar
Bu Sadece Bir Satranç Hamlesidir

 

Dünyada ve Türkiye’de dengeler değişiyor. ABD ardı ardına gelen ekonomik krizleri atlatmak için olanca gücünü harcamakla meşgul. Bu nedenle de küresel sermaye at değiştiriyor. Önemli bir kısmı ile ABD’den İngiltere’ye taşınıyor.

Türkiye ise son yıllarda tamamen dış kaynakla kendini finanse eden bir ekonomiye sahip ve bu kaynaklar da tamamen rant amaçlı. Bu sürecin tabii sonucu olarak da üretim durmuş, ithalat patlamış durumda. İhracat da yine ithalat kaynaklı. Dolayısı ile yabancı yatırımcı denilen rantiye ile onun yerli ortak ve işbirlikçileri için denizin dibi görünmeye başladı. Ayrıca Türkiye’de devletin kurucusu olarak kendilerini ayrıcalıklı gören ve bu ayrıcalıklarını kullanarak bürokrasinin ve ekonominin köprübaşlarını elinde tutan bir elit tabaka da, küresel ekonominin tabii sonucu olarak yaygınlaşan rekabetçi serbest piyasa ekonomisi içinde palazlanmaya çalışan taşralılardan rahatsızdır son yıllarda. Bunlardan bir kısmı 28 Şubat sürecinde “Yeşil Sermaye” yaftası ile ekonomik linçe tabi tutulmuşlardı. Bir kısmı ise AKP yönetimi gölgesinde elitlere tekrar rakip olma yolundalar.

Oyununu hem dünya çapında hem de ülkeler çapında organize ettiği satranç turnuvaları ile yürüten Küresel rejisör, bu turnuvaların dünya etabında süper güçleri kullanırken, ülkeler etabında da o ülkeler içindeki rakip gruplara çok ustaca hamleler yaptırma işinde oldukça başarılıdır. Geçen haftalardaki bir yazımızda da belirttiğimiz gibi; küresel rejisörün çoğu zaman o gruplarla doğrudan bağ kurmalarına ve onlara talimat vermelerine gerek yoktur. Bir asırdan fazladır işletilen “Siyon Önderlerinin Protokolleri”ndeki ilkelerin uygulanması sayesinde oluşumu ve dönüşümü sağlanan bu gruplardan her birinin bir yumuşak karnı vardır. Türkiye’nin elitlerinin yumuşak karnı da “irtica-laiklik” sorunsalıdır. Usta rejisör gerektiği zamanda gereken noktaya bir fiske atmakta ve işine gelen hamleyi yaptırmaktadır.

1960’dan, hatta 1908’den bu yana bu hamleleri yapanlar askerlerdi. Öyle görülüyor ki konjonktürel şartlara uygun olarak bu defa askere iltifat edilmemekte, dahası asker mümkün olduğunca oyun dışı tutulmaya çalışılmakta, onun yerini yargının alması yeğlenmektedir. Adalet mefhum ve kurumunun bütün kutsallığı ve önemine rağmen, maalesef Türkiye’de bu kurum içinde; şapka giymedi diye idam sehpasına gönderdiği İstiklal Savaşı gazisinin göğsüne asılan ilamdaki “maznunun idamına, şahitlerin bilahare dinlenilmesine” ibaresinin altında imzası bulunan kişiler barınabilmiştir. Yine milletin tek başına iktidar yaptığı bir partinin başbakanına, kendisine işkence yapıldığını kibarca şikâyet etmesi üzerine bir yüksek mahkeme başkanı adalet kürsüsünden, “sizi buraya tıkan irade böyle istiyor” diyerek adaletin değil cuntanın yargıcı olduğunu haykırabilmiştir. Bu kanlı ve karanlık tablolar karşısında maalesef, ilk ve en sert tepkiyi göstermesi gereken hukukçularımızdan cılız bir ses dahi çıkmamıştır. Böyle bir geçmişin de birilerini cesaretlendirmesi tabiidir.

Peki, küresel satrancın Türkiye etabında gerçekleşen bu son hamleden neler doğabilecektir. Tarihi ve siyasi olayların/metinlerin satır aralarını okuma alışkanlığımız bizim şu öngörülere ulaşmamızı sağlamaktadır:

-   Kendilerine ekonomik ve siyası rakip istemeyen Türkiye elitleri, bu dava sayesinde yeni bir hamleye kadar kendilerini güvende sayacak ve avunacaklardır.

-   Yaklaşmakta olan ekonomik krize önceden sinyal verdirilecek, uygulanan rant ekonomisi sonucu faize para yetiştiremez duruma düşmüş olan hükümet, kriz patlamadan önce; nehirlerden barajlara, madenlerden fabrikalara küresel sermayeye satmaya razı edilecektir. Kriz korkusu ile halk da buna razı olacaktır.

-   5 küsur yıllık iktidarı süresince (sağlık hizmetlerinde sağlanan kolaylık dışında, ki onu da yeni sosyal güvenlik yasası ile tırpanlama gayretindeler) sadra şifa bir iş başaramayan, yaptıklarını da eline yüzüne bulaştıran AKP’ye, parti kapatılsın/kapatılmasın bir doping sağlanacaktır. Çünkü küresel rejisörün bölgedeki en önemli projesi BOP’tur. Cebelitarık Boğazı’ndan Basra Körfezine çekilen bir hattın altındaki ve üstündeki ülkelerin tamamı bu projenin parçasıdır ve hepsinin halkı Müslümandır. Proje gerçekleştirilirken karşılaşılması muhtemel İslam engelini aşmak için İslam’ın (onların açısından) ehlileştirilmesi gerekir ki bunun da adı ILIMLI İSLAM’dır. Ilımlı İslam’ın Müslümanlar tarafından kabul görülmesi için de en uygun yeşertme zemini Türkiye, en uygun ekip de AKP’dir.

Yazarın Diğer Yazıları

Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    ISTANBUL 07.09.2008
İmsak
-
5:00
Güneş
-
6:30
Öğle
-
13:09
İkindi
-
16:44
Akşam
-
19:37
Yatsı
-
20:59
    » Piyasalar
$ USD
1.2270
€ Euro
1.7480
IMKB
39.115
Altın
31.88
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008