SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
04 Haziran 2007 Pazartesi 21:37
  Mehmet Ali ÖZTÜRK
  
BİLİM ve SINIR
    Müspet ilim dedikleri nesne, batıda, batının bencil ve materyalist kafa yapısının bir eseri olarak bugünkü ‘bilim’ haline geldi. Ayrıca, geçmişte Hıristiyanlığın yetersizliği ve kilise adamlarının ilim dışı tutum ve uygulamalarına bir reaksiyon olarak, bir takım sınırlar çizmek gibi bir fonksiyonu da yüklediler ona. Fakat hümanizm maskesiyle gizlenmeye çalışan, putçu-bencil batılı kafa, eseri olan pozitivist ilmi öylesine putlaştırdı ki; bilim(!) sonunda kendi koyduğu sınırları kendisi unuttu. Bugünün dünyasını içinden çıkılmaz problemlere doyuran hilkat garibesi eserlerle (fuhuş, terör, savaş, sömürü vs.) doldurduğu yetmiyormuş gibi, kendisi için bu yolları tıkayıcı bir sınır da çizemedi. Çünkü kendisi sınır çize¬yim derken sınırları yıkarak dünya gündemine geldi. Bu yıkılanlar arasında, hatta başında, insanı aşırılıklardan ve bencillikten koruyan din ve ahlâk gelmekteydi.
    Bugünkü Batı ve ilimin her türlüsünü Batı’dan alan günümüz insanlığı; onu sınırsız ve ahlâksızca günlük hayatta kullanmaya başladı. Atom fiziği, gen teknolojisi, psikoloji, kimya vs. bütün bilim dalları, birinin ötekine saldırma, onu sömürme yolunda alabildiğine kullanıldı. Sosyal bilimler konusunda da durum ve davranış bundan farklı olmadı. Bir örnek verecek olursak; batının sosyolojisini aynen alıp kendi sosyal bünyesine uygulamaya kalkışan İslâm ülkelerinin aydınları, din ve laiklik konusunda Batılı kafalarda engizisyoncu kilise ve ona duyulan reaksiyon neyse, İslâm konusunda da kafasını aynı şablona uydurdu. Kendi toplumu ile yabancılaştı ve zıtlaştı. Bunun sonucu olarak doğan kamplaşmalarla, topraklarımız ve beyinlerimizde, batının her türlü emperyalizmine hazır bir zemin oluştu.
    Sonuçta, bilim adına insan köleleştirildi, kobaylaştırıldı. Bir avuç insanın nefsanî tatminleri için milyonlarca insan aç bırakıldı. İnancını, huzurunu ve insanî duygularını kaybetme girdabına terkedildi. Bilim ise bir avuç elitin doymak bilmeyen ihti¬ras1arına yeni yeni tatmin araçları bulunmasına yardım için kullanıldı. Bu uğurda. akla gelebilen, ahlâk ve irısan1ık dışı bütün vasıtalar –moda, fuhuş, diskotekler¬le stadyumlardaki toplumsal çılgınlıklar- bilimselleştirildi… Sınır yıkan bilim, kendisi de sınırdan yoksun kaldığından, aşırılıklara ve yıkımlara engel olamadı.
    İnsanlık asırlardır bu keşmekeşin sancısını çekmektedir. Her geçen gün bir kat daha büyüyen ve biraz daha karmaşıklaşan bu herc ü merçten kurtulmanın ise bir tek yolu vardır; bilimi ilim haline getirmek… Haddini bilen, amaç değil araç olan ilim haline. Bu ilim, kendi sahasında ne kadar hür ve hürmete layık ise, sınırları dışındaki disiplinler, hadise ve vakıaların da aynı haklara sahip ve aynı derecede hürmete layık olduğunu bilmelidir. Yoksa bu gidişle insanlık, bugün kendi aklının eseri olan bilimin esiri olduğu gibi, yarın da o bilimin eseri olan felaketlerin kurbanı olacaktır.
 
Yazarın Diğer Yazıları

    Anket
    Anayasa Mahkemesi'nin kapatmama kararını nasıl yorumluyorsunuz?
    Olumlu Buluyorum
    Olumsuz Buluyorum
    Fikrim yok
Mehmet Ali ÖZTÜRK
Muhammed ÖZYİĞİT
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.1850
€ Euro
1.7820
IMKB
40.949
Altın
33.23
    ANKARA 09.08.2008
İmsak
-
4:09
Güneş
-
5:48
Öğle
-
13:01
İkindi
-
16:49
Akşam
-
20:03
Yatsı
-
21:33
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008