Hürriyet hava gibidir. Alınıp satılmaz. Kullanılmakla bitmez. Kimse kimseye bağışlayamaz. Kimse kimseyi böyle bir haktan mahrum edemez. Çünkü o kimsenin malı değildir.
Çok şükür 98 Kuşağı bu gerçeği anlamış görünüyor. Hatta jakoben bürokrasi, jakoben siyasiler, bir kısım medya ve rantçı/kartelci sermaye dışında, ülkemin bütün insanları bu gerçeği görüyor. Belki de bu anlayışın temelinde, bu milletin geçmişinde devraldığı inanç ve kültür mirası yatmaktadır.
Birgün Bağdat sokaklarında bir çocuk bulunur. Çocuk kimliğini ispat edecek durumda değildir ve ona biri oğlumdur diyen bir gayrimüslim kadın, bir de kölemdir diyen bir Müslüman kadın sahip çıkmaktadır. Ellerinde sözlü iddialarından başka hiçbir delil yoktur ve ikisi de yemin etmektedir. Mahkemeler sorunu çözemeyince dava Başkadı İmam Ebu Yusuf’a gelir. Başkadı usulüne uygun olarak duruşmayı yaptıktan sonra kararını verir: Çocuk gayrimüslim kadına aittir. Çünkü o çocuğun doğuştan var olan hürriyet hakkını ispat etmekte, diğeri ise bu hakkı inkâr etmektedir.
Evet, aslolan hürriyettir.



