Geçtiğimiz günkü makalemizde ABD, İsrail ve Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik düşmanca politikalarını, tutumlarını, girişimlerini ortaya koyduktan sonra şu soruyu sormuştuk:
"Hangi ülkeler bizim dostumuz ve müttefikimiz olabilir?
Batılı ülkeler mi yoksa İran ve Suriye mi?"
Aslında bu sorunun cevabını Başbakan Recep Tayip Erdoğan, New York'a hareketinden önce vermişti.
Erdoğan, Esenboğa Havalimanı'nda, "Göreve geldiğimizde 9 ilimizin doğalgaz kullandığı bir Türkiye vardı; şu anda 47 ilimizin doğalgaz kullandığı bir Türkiye var. Ve bunu tüm illerimize yayma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kaldı ki sanayi ve çevremizdeki mevcut gelişmeler, doğalgaz tüketimini daha da artırmaktadır. Tüm bunların yanında elektrik enerjisi konusuna da ciddi ihtiyacımız var. Şimdi yüzde 52 oranında bir elektrik enerjisini doğalgazdan elde eden bir Türkiye'de bizim kalkıp da bu kadar rahat 'ben doğalgaz ilişkisini bu ülkelerle kesiyorum' deme olanağımız olamaz. Öyle zannediyorum ki, dost ülkeler de böyle bir şey talep etmez" demişti.
Başbakan Erdoğan kesinlikle haklı.
Dost bir ülke, Türkiye’nin menfaatine olan bu önemli anlaşmanın iptalini kesinlikle istemez.
Ama Başbakan’ın bu net beyanatına rağmen Amerikalı yetkililer, Ankara'dan açıkça İran ile yaptıkları anlaşmayı iptal etmesini istediler.
Önce Nicolas Burns ardından Tom Casey.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üç numaralı ismi Nicholas Burns, "İran ile Türkiye arasında imzalanan gaz anlaşmasından rahatsızlık duyduklarını" gizlemedi ve ''İran ile her zaman olduğu gibi iş yapmanın zamanı değil” dedi, tehditkâr ifadelerle…
Ardından ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tom Casey de yine aynı tehditkâr ifadeyle "İran'ın petrol ve doğal gaz sektörlerine yeni yatırımlarda bulunulması için zaman uygun değil” dedi.
Dolayısıyla, Başbakan Erdoğan’ın açıklamasıyla bu beyanatları alt alta koyduğumuzda şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor:
“ABD, Türkiye’nin dostu değildir!”
Başbakan Erdoğan da bunu söylemek istedi.
Doğru değil mi?


