Dünyada dengeler değişiyor.
Batı, Doğu’yu tahakkümü altına almaya çalışırken, Rusya eski gücünü tekrar elde etmek için çabalıyor.
Yeni paylaşımlar yapılıyor…
Değil Mescid-i Aksa, Müslümanlar ateşe veriliyor.
Canlı canlı yakılıyor…
Okulda ders görürken, hastanede ameliyat olurken, camide namaz kılarken, evlerinde oturmuş sohbet ederken, kahvede çay içerken füzelerle vuruluyor ya da sokakta yürürken açılan ateşte can veriyorlar.
Kadın, çocuk, yaşlı, genç veya bebek olmaları fark etmiyor.
Daima hedefteler…
Her an katliam, soykırım, işkence ve tecavüze maruz kalma ihtimali altındalar.
Filistin'de, Irak'ta, Afganistan'da, Çeçenistan'da, Filipinler'de, Tayland'da, Doğu Türkistan’da korkunç bir vahşet yaşanıyor.
Tablo ortada…
Bu ortamda İslam Konferansı Örgütü, devlet başkanları düzeyinde Senegal’de toplanıyor.
11. kez bir araya gelecekler.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de katılacağı toplantının en önemli gündem maddelerinden birini Batı'da yükselen İslam karşıtlığının önlenmesi ve İslam'ın dünyaya anlatılmasına yönelik çalışmaların oluşturduğu açıklandı.
Bu açıklama, Müslüman aydınlarca tepkiyle karşılandı.
“Bir tek İslam dünyası mı özeleştiri yapsın?” diyen aydınlar, BOP’un, küresel bir proje olarak İslâm dünyasının kucağına itildiğinden beri, İKÖ ve benzeri platformlarda en çok öne çıkarılan yaklaşımın; ‘İslâm ülkelerinin mutlaka ve acilen özeleştiri yapmaları gerektiği’ yönündeki telkinler olduğuna dikkat çekerek, haklı olarak bu yaklaşımı sert bir dille eleştiriyorlar.
Dolayısıyla BM'den sonra dünyanın en büyük uluslararası kuruluş olan İKÖ, bu tür gündem maddelerinin ötesinde İslam alemini de, insanlığı da zulümden, vahşetten, sömürü ve soykırımlardan kurtaracak bir misyon yüklenmelidir.
Zirveye katılacak liderler, İslam Konferansı Örgütü’nü artık sembolik olmaktan çıkaracak adımı atmalıdır.
İlk aşamada İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu tarafından dile getirilen, “örgüt bünyesinde ortak askeri güç oluşturma” projesi hayata geçirilmelidir.
Bu adım, insanlık adına soylu bir eylem olacaktır.


