Macaristan'ı gezip, halkla, akademisyenlerle, entelektüellerle konuştuktan sonra yazı dizime şu cümlelerle başlamıştım:
"Türkiye, dostunu, düşmanını hangi kriterlere göre belirliyor?
İkili ilişkilerinde hangi faktör ya da faktörler rol oynuyor?
Din mi, dil mi, soy mu, kültür mü, tarih mi?
Hangi faktörler…?
Eğer din ise; İslam dünyası ile neden iyi ilişkiler içerisinde değiliz?
Dil ise; Türk dünyası ile aramızda niçin buzdağları var?
Kültür ve tarih ise; Osmanlı hinterlandında yer alan ülkelerle ve komşularımızla neden arzu edilen düzeyde ilişkimiz yok?
Mesela Macaristan…
Bu ülke ile neden bağlarımız kopuk?
Çin bile Macaristan ile herhangi bir bağı olmamasına rağmen tarihi uzantılarını kullanarak bu ülkeyle ilişki kurup geliştirmeye çalışıyor…
Peki Türkiye…?
Ülkemiz bize çok sıcak bakan ve aynı köklerden geldiğimizin bilincinde olan bu ülkenin halkına neden uzak duruyor?"
Bu cümleleri neden mi tekrar etmek gereği duydum?
Yaşanan son gelişmeler dolayısıyla.
Hatırlayalım:
1- ABD Senatosu, Irak'ın federatif bir yapı içerisinde 3 bölgeye ayrılmasını öngören planı kabul etti. Bu planın, ülkemizin gelecekte parçalanmasına zemin hazırlayacak olan bir girişim olduğuna şüphe yok.
2- "Amerikan yönetiminin, PKK'ya silah, teçhizat, askeri eğitim ve lojistik destek verdiği" Türk makamlarınca açıkça dile getirildi.
3- Türkiye, İran ile kendisini enerji darboğazından çıkaracak tarihi bir anlaşma imzalamak istiyor. Bu girişimden rahatsız olan ABD, Türkiye'yi açık açık tehdit ediyor. Bununla da yetinilmeyerek Kongre’den Tahran ile anlaşma yapan şirketlere yaptırım uygulamayı öngören bir karar çıkarılıyor.
4- ABD, Rum yönetiminin Kıbrıs'ta petrol çıkarma girişimine ise tam destek veriyor...
5- Sözde soykırım tasarılarıyla Türkiye'den taviz koparmaya çalışıyorlar.
İsrail ve Avrupa da ABD'nin bu girişimlerinin hepsine imza atıyor...
Buna karşılık İran ve Suriye ise;
1-Irak'ın parçalanmasına karşı çıkıyor.
2-PKK ya da uzantılarına karşı mücadele ediyor.
3-Tahran, enerjide bugüne değin hiç bir ülkeye tanımadığı ayrıcalıklarla Türkiye'ye imtiyazlı işbirliği öneriyor.
4-Yunanistan ile çok iyi ilişkiler içerisinde olmasına rağmen ( ki Atina birçok problemde sürekli Arap ülkelerinin yanında yer alır) Şam, KKTC ile feribot seferleri başlatıyor.
Durum apaçık ortada...
Hangi ülkeler bizim dostumuz ve müttefikimiz olabilir?
Batılı ülkeler mi yoksa İran ve Suriye mi?



