Alkışlar İslam Konferansı Teşkilatı'na...
Tebrikler, İslam âlemine...
Müthiş bir başarıya imza attılar.
Tam bir Müslüman duyarlılığı gösterdiler.
Siyonist zulmü altında inleyen kardeşlerine sahip çıktılar.
O kardeşleri ki:
Gazze cezaevinde yaşıyorlar.
Sayıları 1,5 milyon.
Yarıya yakını çocuk.
Ne ilaçları var ne de gıdaları...
Açlık ve soğukla boğuşuyorlar...
Üzerlerine yağan bombalar da susmuyor.
Bazıları, "Ölüm daha merhametli. Çünkü Gazze halkının yaşadığı işkence katlanılamaz. Yaralı çocuğunuzun gözünüzün önünde erimesini ve ölüm baygınlığına dalmasını hiçbir şey yapamadan izlemek ölümden daha zor. Zira ne elektrik var, ne ilaç, ne ameliyat odaları. Ölmek dışında hiçbir şey yok kesinlikle. Morglar bile çalışamaz oldu. Elektriksiz nasıl çalışsınlar ki?" diyordu.
Can havliyle kendilerini Mısır tarafına attılar…
Bu duruma daha fazla dayanamayan İslam dünyası harekete geçti.
Cidde'de olağanüstü toplandı.
Sonra..?
Sonra bu terör devletinin uygulamalarının kabul edilemez olduğunu açıkladı.
...Ve caydırıcı bir adım attılar.
Evet, evet İsrail'i uluslararası hukuku ayaklar altına alan uygulamalarından, savaş suçu işlemesinden ve insanlık dışı eylemlerinden vazgeçirecek bir adım attılar.
Ne mi yaptılar?
Kınadılar...
Tıpkı, Avrupa ülkelerinin çocuklara AIDS virüsü bulaştırma suçlamasıyla Libya'da tutuklanan beş Bulgar hemşireyle ilgili davada Sofya'nın yanında yer aldığı gibi Filistinli kardeşlerinin yanında yer aldılar.
Bunu göstermek için de Suudi Arabistan'da bir araya geldiler.
Ve İsrail'i kınadılar...
Doğru, Avrupalıların Libya üzerindeki ambargoyu ancak bu hemşirelerin serbest bırakılması sonrası kaldırdığı gibi İsrail'e ambargo koymak akıllarının ucundan bile geçmedi.
Ama olsun kınadılar ya...
Tamam, seslerini de çok yükseltemediler.
Mazur görün.
Bağırırlarsa İsrail duyar.
Sonra gazaplanır, öfkelenir.
Amerika da incinir, rahatsız olur.
Ya ihtiyaçları olan milyarlarca dolarlık silah anlaşmalarını iptal ederlerse…
Savunmaları çöker, perişan olurlar…
Evet, sesleri biraz cılız ve kısık çıktı.
Ama bu sebepler dolayısıyla Bush ve Sarkozy’yi güllerle ve kılıç danslarıyla karşıladılar.
Şimdi ne mi oldu?
Mısır hükümeti, Gazze'nin Refah kentiyle arasındaki sınır duvarını yıkarak yiyecek ve benzin almak için akın eden Filistinlilere karşı sınırı kapattı. Askerler, yıkılan duvarları dikenli tel ve metal barikatlarla yeniden ördü. Ülkeye girişi yasakladı. Gazzeliler yine gıdasız kaldı.
Olsun İslam dünyası yine harekete geçer yine İsrail’i kınar.
Sorun da böylece çözülür.
Batı’nın tavrı mı?
Darfur’da yaşananlar varken, İsrail’in Filistin’de masumları öldürmesinin, bir halkı soykırımdan geçirmesinin ve korkunç bir biçimde insanları toplu olarak cezalandırmasının ne önemi olabilir ki?


