ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sürpriz bir biçimde, Yunanistan’ın Trakya üzerinden Türkiye’ye saldırıyı düşündüğüne ilişkin iddiaları içeren ve bu süreçte tam destek verdikleri Atina’yı suçlayan bilgilerin yer aldığı 1973-76 dönemine ait arşivleri kamuoyunun bilgisine açması üzerine, bu adımın iç yüzünü anlatması bakımından önemine binaen “25.11.2007” tarihinde yayınlanan makaleyi tekrar yayınlıyoruz:
Kim inanırdı?
Bir yerde Amerikalı üst düzey bir yetkili olacak ve ikinci planda kalacak.
Türkiye-Yunanistan sınırında Doğalgaz Boru Hattı’nın açılış töreninde yaşanan olaydan söz ediyorum.
Orada tarihe kayıt düşülmesi gereken çok önemli bir olay yaşandı. ABD Enerji Bakanı Samuel Bodman, törende ikinci plana itildi.
Normal şartlarda olacak iş mi bu?
Bir yerde Amerikalı bakan olacak ama kimse onu fark etmeyecek.
Varlığına aldırılmayacak.
Önemsenmeyecek.
Neredeyse oturacak yer bulamayacak.
Böyle bir durumun yaşanabileceği söylense, pek az kimse buna inanır.
Saçma bir temenni diye nitelendirilirdi.
Ama artık böyle şeyler oluyor…
Söz konusu duruma dikkat çeken Yunan Ethnos Gazetesi, başbakanları Kostas Karamanlis’in Amerikalı Bakan Bodman'ı selamlamadığını, el sıkışmaktan dahi kaçındığını, görmezden geldiğini yazdı.
Peki, bütün bunlar ne anlama geliyor?
Bunun bir kaç anlamı var:
1- Bu olay, dünyada süper güç olarak sunulan Amerika’nın çöküşe geçtiğini gösteriyor.
2- Artık onu takmayan ülkeler çoğalıyor.
3- Yunan yönetimi, Amerika’dan hiç hazzetmiyor.
Şüphesiz, enerji koridorunun açılış merasiminde yaşanan olay; komşu ülkeyle yakınlaşmanın taraflara verdiği gücü gösterdi. Komşularıyla sorunu olmayan devletlerin, emperyalist ülke temsilcisini kuzuya çevirebildiğini ortaya koydu.
ABD’ye rağmen ortak ulusal çıkarlar adına atılan bu adım dolayısıyla artan ticari ilişkiler, iki ülke arasındaki sorunların çözülmesinde katalizör rolü oynayacak. Bu da bölge ülkelerini tam olarak tahakküm altına almak isteyenlerin oyunlarını bozacak.
Tezgâha gelinmezse daha neler mi olur?
1- Başkaları tarafından örülen suni duvarlar yıkılır.
2- Yine başkaları tarafından körüklenen düşmanlıklar ortadan kalkar.
3- Yalan propaganda ve dedikodular iki ülke ilişkilerini etkilemez.
4- Artan ticaretin çıkarlara yaptığı etki dolayısıyla problemler önce rafa, bir süre sonra da tamamen ortadan kalkar.
Sonuç: İstikrarlı bölge, sorunsuz-güçlü-gelişen bir ülke ortaya çıkar. Çok geçmeden emperyalist devlet temsilcileri törenlerde böyle kendine yer bulamayacak.
Süklüm püklüm kendi başına oturacak.


