Dünya, Yahudi-Haçlı ittifakının ortaya koyduğu zulümden kurtulacak.
O günler uzak değil, çok yakında…
Amerika, Pakistan’ı kaybediyor…
Pakistan’daki gelişmeler de Afganistan hezimetleri de, Irak felaketleri de adeta insanlığın kurtuluşunu müjdeliyor.
İkinci Dünya Harbi’nden sonra bir şekilde süper güç olmayı kucağında bulan ABD, her şeyi eline yüzüne bulaştırdı.
Küresel politikalar üretemiyor…
Politika üretemedikçe, diğerlerine aktör rolünü vermek zorunda kalıyor.
Her şeyi güçle halledeceğini sanıyordu.
Ama.
Güç de olsa yanıldığını anladı.
Baktı ki, bu iş güçle halledilmiyor.
Yelkenleri suya indirdi.
Hafızamızı yoklayalım!
11 Eylül saldırılarının ardından burnundan kıl aldırmayan ABD’den eser kaldı mı?
Tabii ki kalmadı.
Şimdi ne yapıyor?
Çırpındıkça çırpınıyor…
BM’den yardım istiyor.
Alamayınca daha fazla NATO gücü talep ediyor. Komünist bloktan ayrılan ülkelerden NATO üyeliği karşılığında asker istiyor.
Daha olmadı AB’den medet umuyor.
“Tamam, pes gelin paylaşalım pastayı” diyor.
Renkli devrim projeleri de tutmadı. Propagandalarla, rüşvet gibi teşviklerle iktidara getirdiği kuklaların koltukları sallanıyor.
Çaresizlik içerisinde, kıvrandıkça kıvranıyor.
“Demokrasi” diyor, “insan hakları” diyor, “özgürlük” diyor, ama uygulamaları, açıklamaları, tavırları… Hepsi, söylediklerini yalanlıyor.
Savunduğu, iddia ettiği değerlerin kocaman birer yalan olduğu ortaya çıkıyor.
İmajı yerle bir oldu…
Süper güç böyle mi olur?
Hiçbir şeyi değiştiremiyor…
Öne sürdüğü, başkalarına dayattığı ilkelerini çiğnemekten kaçınmadılar.
Ebu Gureyb’lerle, Guantanamo’larla, diktatörlere verdikleri desteklerle, kendi ayaklarına kurşun sıktılar.
Netice?
Sandıkta da, cephede de ABD’nin müttefikleri hezimete uğruyor.
Filistin’de Hamas, İran’da Ahmedinejad, Venezuella’da Chavez, Bolivya’da Evo Morales, Zimbabwe’de Robert Mugabe...
Hepsi, ABD için kâbus oldu…
Elinden gelen her şeyi yapıyor ama İsrail’in Lübnan’da hezimete uğramasını engelleyemedi.
Çaresizlik içerisinde...
Dünyanın her yerinde, Asya’da, Afrika’da, Amerika’da, Avrupa’da kendisine destek verenler kaybediyor, karşı duranlar ise büyüdükçe büyüyor.
Bununla da kalmadı.
İdeolojileri, teolojik teorileri de çöktü. Büyük Ortadoğu Projesi’nden vazgeçtiler…
Saddam deccalından (!) kurtuldular ama insanlığı kurtarmak adına gittikleri Irak’ta katil, cani, vampir olarak kaldılar.
Evanjelik Hıristiyanlar çözüldü.
Bekledikleri, “vaat edilen” Mesih(!) gelmedi…
Büyük yara aldılar. Siyaseten de ekonomik olarak da çöktüler…


