Plan işliyor.
İspanya aceleci…
Adeta “zaman kaybına tahammülümüz yok” tavrı sergiliyor(!)
Hatırlayacak olursak; çok değil üç gün önceydi.
İspanya’dan şaşırtıcı, bir o kadar da küstahça bir açıklama dünya kamuoyuna duyuruldu: İspanyol yargıçlar, Faslı üst düzey 13 kişinin, Batı Sahra'da yüzlerce kişinin kayıp olmasıyla bağlantılı olarak soykırım ve işkence yapıp yapmadığına ilişkin soruşturma başlatacak.
Biz de bu hayâsız girişime tepki göstermiş, "Fas'ı soykırımla suçlayana bak!" diyerek, bu sütunlarda İspanyolların kirli tarihinden bazı kesitler aktarmıştık.
Endülüs'te yüz binlerce Müslüman’ı acımasızca katleden, Müslümanları zorla vaftiz edip; ardından, daha önceki tahribattan geri kalan bütün camileri kiliseye çeviren, Arapça kitapları barbarca yakan, 1611 yılında ise, “Sağlam bir Müslüman getirene 60 altın ve onu köle yapma hakkı, ölü bir Müslüman getirene ise 30 altın ödül verilecektir” diye yasa çıkaran İspanya'nın böyle bir hakkı kendisinde bulmasını küstahlık olarak nitelendirmiştik.
İspanyolların kirli bir tarihe sahip olmalarına rağmen böyle bir girişimde bulmasının, emperyalist bir taktik olduğunu, Fas'ı suçlayarak, Rabat yönetimine baskı kurmaya çalıştıklarına işaret etmiş, bu girişimlerin hedefinin taviz koparmak olduğuna dikkat çekmiştik.
Aradan bir kaç gün geçmeden dikkat çektiğimiz sinsi planın bir sonraki adımının atılacağına şahit oluyoruz.
İspanya Kralı Juan Carlos’un yarın hala işgal altında tuttukları Fas kentlerini ziyaret edeceğini duyuyoruz. Ceuta ve Melilla kentlerini…
Fas’ın Cebelitarık Boğazı’nın kenarındaki Ceuta ve ülkenin Akdeniz kıyısında bulunan Melilla kentleri hâlâ İspanya’nın işgali altında bulunuyor.
Bu iki kentin yanı sıra Akdeniz’de bulunan üç ada da hâlâ İspanya’nın işgali altında.
Juan Carlos tam 32 yıl önce prens olduğu dönemde gittiği bu kentlere yarın Kral olarak gidecek. Fas'ı Batı Sahra'da soykırımla suçlama çabasının üzerinden 1 hafta dahi geçmeden,
Rabat yönetiminin tepkisine aldırmadan Kral'ın çeyrek yüzyıl aradan sonra bu kentlere gitmek istemesi tesadüfî olabilir mi?
Elbette ki olamaz.
Şüphesiz, bütün bunlar bir plan, program dâhilinde yapılıyor.
İspanya taviz koparma peşinde…
Fas yönetiminden bir şeyler istiyor…
Görünen o ki, ne istediğini uzun değil çok kısa bir süre sonra göreceğiz!
Zira İspanya çok aceleci davranıyor…
*
Elbette ki burada bizler açısından sorun olan şey adı bu korkunç kaçırma ve kıyım olaylarına karışanların suçlanması değil, İspanya’nın böylesi bir insani dramı kirli bir şekilde kullanarak bundan yararlanmaya çalışmasıdır. Şayet iddiaların bir aslı varsa bu iddiaların üstüne gidilmelidir. Geçmişte mazlum olanların bugün zalim olmuş olmalarını tasvip etmemiz ya da onları korur bir pozisyonda olmamız düşünülemez. Ancak kirli ellerden hesap soracak olanların temiz eller olması gerektiğini düşünüyoruz…


