Arşın Arşın Halep
Orada her dem bir panayır kurulur
Fotoğraf Galerisi için Tıklayınız
Halep yurt dışında ilk ayak bastığım şehirdir. Lise 2. sınıftaydım ve yaz tatilinde sırt çantamı alıp yola koyulmuştum. Halep dış hatlar otogarına indiğimde hemen geri dönmek istemiştim. Kasvetli bir akşamüzeriydi, hafif yağmur çiseliyordu. Taş binalar üzerime üzerime geliyor, etrafta garip bir duman ve uğultu...
Neyse ki beni karşılayacak biri vardı ve istesem de o saatte geri dönemezdim. Bazen ufak bir aksilikten dolayı ani kararlar aldığım olmuştur. Ki o gün dönebilseydim ve dönseydim, bugün Halep ile iki kafadar arkadaş olamayacaktık.
Her gittiğimde kendimi bir panayırın ortasında bulurum, çünkü Halep'te her dem bir panayır kurulur. Bir çocuk misali dalarım panayıra ve durur zaman. Planı Halep yapar ben ona ayak uydururum sadece. Bazen sürükler kuytularına, labirent gibi ara sokaklarına.. Orada çocuklarla karşılaşırım, onlarla oyunlar oynarım. Çocuklar oyun bitince yitip giderler dar sokaklarda, ezan okunur bir bir ışıkları yanar evlerin.
Benim için Halep i anlatmak zor, kendini anlat demekle aynı. Özetle Halep eğlenceli sürprizlerle dolu bir arkadaş ve dost. Benim Halep'ime değinirim, ama siz Halep’e giderseniz neleri kaçırmamalısınız ve nereleri gezmelisiniz, biraz ona değineyim?
İlk fırsatta kendinizi Halep’in ara sokaklarına bırakabilirsiniz. “Geze geze ara sokaklarını mı gezeceğiz?”demeyin. Halep in daracık, kıvrım kıvrım labirent gibi sokakları dünyaca meşhurdur. Ha; bir de saray yavrusu taş evleri. İsterseniz Bab El Faraj’dan süzülün Halep caddelerine. Burası Osmanlı döneminden kalma saat kulesinin de bulunduğu şehrin orta yerinde açılan gök kapısıdır, Bab El Faraj...
Eski saat kulesinin bulunduğu meydan, Halep’in merkezi sayılıyor. Zaten şehir de bu saat kulesinin etrafında genişlemiş. Buradan yürüyerek şehrin önemli yerlerine ulaşmanız mümkün. Mesela Jidaydeh. Binlerce yıldır hiç değişmeyen eski Halep’in kalbi Jidaydeh’te atmaktadır. Burada sizi adım başı bir sürpriz bekler. Kâh bir kilise, kâh İmam Gazali’nin evi çıkıverir karşınıza. Dolaşırken bir de bakmışsınız görkemli Halep Kalesi karşınızda.
Kale yirminci yüzyıla kadar Osmanlılarda,1945 yılına kadar da Fransızların kontrolünde kalmış. Kaleye güney kısmından muhteşem bir kapıdan giriliyor. Kalenin tepesinden tüm Halep ayağınızın altında. Kalenin içindeki hamam, mescit ve zindan gezilebilir durumda. Kalede gördüğünüz her şeyden memnun kalarak ayrılacağınızdan emin olabilirsiniz.
Eh biraz yorulmuşsunuzdur herhalde. O halde kale karşısındaki El Attar Kafede biraz soluklamanın vakti gelmiş demektir. Bu yorgunluğu en iyi bir nargile, yanında bir kahve, yanında da muhabbet paklar. Yorgunluğunuz halen gitmemişse kafelerin karşısında yer alan tarihî Yelboğa Hamamı’nda ter atabilirsiniz. Eğer halen gücünüz varsa kale karşısında Han El Sune’ye uğramadan günü bitirmeyin. Tamamen el işçiliğinin üretilip satıldığı muhteşem bir yer.
Sonraki gün Hz. Zekeriya peygamberin kabrinin de bulunduğu Zekeriya Camii’ni ziyaret ederek güne başlayabilirsiniz. Zekeriya Camii’nin çok geniş bir avlusu var. Avluda çeşitli yaşlarda gözleri görmeyen hafızlar sürekli Kuran okuyor. Cami Emeviler döneminde yapılmış.
Caminin hemen bitişiğinde bulunan El Medine Kapalı Çarşısına en az bir gün ayırmanız gerekebilir. El Medine, İstanbul’daki Kapalı Çarşı’ya benziyor. Çarşıda ne ararsanız bulabilirsiniz. Hatta ummadığınız şeyleri bile. Çarşının aynı sokağında altın, halı, tuhafiyenin yanı sıra et, baharat, kökboyasını yan yana dükkânlarda bulmanız mümkün. Çarşı gündüz bile çok karanlık. Sokaklarında at arabası, eşek ya da üçtekerli motorlu araçları yük taşırken görebiliyorsunuz. Alışverişlerinizde pazarlık etmeniz menfaatinize olacaktır.
Bu Halep ile ilk tanışanların uymaları gereken rutin. Ben de ilk gittiğimde bu rutine uydum. Sonraları sonu gelmez bir keşif başladı, dostlar edindim. Akıp giden hayata misafir oyuncu olarak değil bizzat katıldım. Halep'i yaşadım.
Kimi zaman arkadaşım Hamit ve Adnan Muhacirle, Hande Gade (Salaş ama seçkin lokantada) musiki denizine dalıyoruz. Kimi zaman Hamit'in annesinin ellerinden mumbar dolması yiyoruz. Bazen Hamit uzun hazırlıklar sonucu, evinin bahçesinde ızgara ziyafeti veriyor. Akşam 22.30 dan gece
03.00 a
kadar şarkılar ve nargile eşliğinde muhabbeti fokurdatıyor, ardından arabaya doluşup Halep Cadde ve sokaklarını tura çıkıyoruz. Görüyoruz ki, Halep gece yaşıyor. Cadde ve sokaklar piknik yapanlarla dolu, her yerden farklı bir müzik sesi geliyor, arabanın içinde son sesine kadar açık Sherin'in “Entehine Halasss!” diye ünlenen sesi de cabası…
Artık çarşı esnafı ile tanış oldum. Önceleri “Aaa yine sen” diye karşılıyorlardı şimdilerde “ nerelerdeydin?” diye soruyorlar. Tembel Hanımlar Çarşısı esnafına “vay uyanıklar vay” diye takılıyorum. Gerçekten de uyanıklar. Her şeyi hazır satıyorlar. Soyulmuş sarımsak, doğranmış pırasa, söğrülmüş patlıcan, oyulmuş kabak...
Mesela kirazlı et en güzel Min Zaman Restoranda yenir. Tuhaf bir yer Min Zaman. Girişten sonra aşağıya doğru 3 kat, 3. kat mağara. Gerçi eski Halep bölgesindeki evlerin birçoğunun altı mağara ve birbirlerine tünellerle bağlı ve o tünellerde Halep kalesine ulaşıyor. Bugün birçoğu kapanmış. Tıpkı Min Zaman’da olduğu gibi, kaleye giden tünel akvaryum haline getirilmiş.
Halep bir de Baron Oteli barındırır. Baron Caddesi’ndeki otelde tarihten kimler kalmamış ki. Atatürk, Arabistanlı Lawrens, Agata Christie ve onlarca meşhur ve bir de ben. Yok ben henüz meşhurlar listesinde değilim, ama belki bana da bulaşır diye bir gece kaldım:)
Velhasıl işte böyle, benim Halep’im kısaca bu. Siz giderseniz Halep’e birde beni sorun.
|
HALEP VE İSMİ
Eskiden Mezopotamya ile Akdeniz arasındaki kervan yollarının kavşak noktasında bulunan Halep, bugün de kavşak noktası olma özelliğini koruyor.
Suriye’nin ikinci en büyük şehri olan Halep aynı zamanda Suriye’nin en büyük sanayi ve ticaret şehridir.
Halep ismi Halebe’den geliyor. Halebe, sağmak demekmiş. Halep’in asıl ismi ise Halebe Şahba. Rivayete göre kıtlık ve kuraklık zamanında hamile bir kadın çocuğunu doğurur. Çaresizlik içinde kıvranırken Zekeriya peygamber sahba renkli (Alalı) bir ineği halebe yapıp (Sağar) çocuğu doyurur. Halep ismi buradan gelmektedir, ama dünya bu şehri Aleppo olarak biliyor. |
SURİYE YEMEKLERİ
Yemekleri konusunda sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum. Bizim Güney Doğu yemeklerine benziyor. Özellikle Tavuk yemekleri çok çeşitli ve lezzetli. Sadece sosları konusunda problemler yaşayabilirsiniz o kadar.
BAZI YEMEKLER:
SASİCU: Baharatlı et’in koyun ince bağırsağına doldurulup, pişirilmesiyle yapılan bir yemek.
HUMUS:Haşlanmış nohudun ezilerek beyaz tahin ve zeytinyağı ile karıştırılması ile tapılıyor.
MAGDUS:Haşlanmış tombul patlıcanın içine ceviz,domates,biber doldurulup,yağa yatırılıyor.
FELLAFİL:Kuru baklanın (İri taneli)Haşlanıp,soğan ile kavrulmasından yapılıyor.
MAĞLUBBEH: Üzerine kızarmış patlıcan veya et dilimleri ile domates ve çam fıstığı bulunan buğulama pişirilmiş pirinç pilavı.
FELAFEL: Kızarmış nohut köftesi. Lavaş içinde domates ve yeşillikle servis ediliyor.
FELLAFİL:Kuru bakla’nın (iri taneli) haşlanıp soğan ile kavrulması ile yapılıyor.
***
· Gitmek isteyenler Suriye Konsolosluğundan 23Dolar karşılığı turist vizesi alabilirler.
· Daha önce İsrail e gitmiş olanlara Vize verilmiyor.
· Ankara ve İstanbul’dan direk Halep Ve Şam a otobüsler var.
· THY’nin Şam’a Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Pazar günü direk seferleri var.
· Suriye Havayolları Salı ve Pazar günleri Şam’a direk uçuyor.
· Yerel ulaşım çok ucuz. Pazarlık etmek şartıyla gideceğiniz her yere taksiyle gidebilirsiniz.
· Oteller tercihinize göre; ucuzu da var pahalısı da. 50 dolar 200 dolar arası....