SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
16 Haziran 2008 Pazartesi 21:50
  Ali Sami PALAZ
  Köşe Bucak Dünya
Gidilemez sanılan yer: BABİL
Bir ismin peşinde zamanda yolculuk
 
    Arkam uçsuz bucaksız çöl, önümde surlar ve bir kapı. Hava ‘har’ ateş. Yanımdan siyah pelerinli kızıl saçlı yaşlı bir adam geçiyordu ki durdurup sordum: “Burası neresi, neredeyim ben?” Dönüp, “Burası dünyanın en büyük ve görkemli şehri BABİL, şu gördüğün kapı şehrin sekiz kapısından en büyüğü olan Ishar kapısı” dedi. Ve gitmeye yeltenmişken ben tekrar sordum: “Peki sen kimsin?” “İblis” dedi. “Şu kovulmuş, aşağılanmış olan mı?” dedim, cevabı “Evet” oldu. Sıkı bir Osmanlı tokadı sallayıp, iblisten uzaklaştım.
 
      Kapıya yaklaştığımda, mavi mineli tuğlalarla örüldüğünü ve üzerinde boğa ve ejderha motiflerinin işlenmiş olduğunu gördüm. Kapı şehrin tören caddesine açılıyordu. Caddenin iki yanında gene yeşil mavi ve pembe mineli tuğladan yapılmış binalar, mermer sütunlar ve yaldızlı revaklarla süslenmiş duvarlar olduğunu gördüm. Yerler granite benzer bir taştandı. Cadde sanki bir tören varmış gibi kalabalık, insanlar üzgün ve telaşlıydı. Birinin “Tanrılar tanrısı Nemrut öldü. Marduk bize sahip çık” diye bağırdığını duydum. Meğer bugün Nemrut’un cenazesi kaldırılıyormuş. Bir müddet sonra şatafatlı bol ağıtlı cenaze alayı önümüzden geçip gitti. Yanıma biri yaklaşıp “Şu sivrisineğin yaptığına bak, koskoca Nemrut’u öldürdü. Nemrut Babil kulesini inşa edip İbrahim’in tanrısı ile savaşmaya kalkmışken, bir sivrisineğe yenildi” dedi ve “Bak kuleye harap oldu” diye ekledi. Gerçekten de kule şehrin ufkunda neredeyse göğe kadar yükseliyordu ve yarısı yıkılmıştı. Bilirsiniz Nemrut Hz İbrahim’i ateşe attırmış, “öldürmek de, diriltmek de benim elimde” diyerek kendini tanrılar tanrısı ilan etmiş bir hükümdardı. Ne yazık ki kulesi yıkılmış ve kendiside bir sivrisineğe yenik düştü.
     Yanımdaki Babilli’ye “Hz İbrahim şimdi nerede?” diye soruyorum. “Eşi Sare burada o Hacer ve oğlu İsmail’i Arabistan’a bırakmaya gitti” Hımm” diyorum, “Sonradan Mekke şehrinin kurulacağı yere…” Anlamadım” diyor, konuyu değiştiriyorum: “Bu arada merak ettiğim başka bir şey var. Nasıl oluyor da sen Türkçe konuşabiliyorsun, ayrıca burada İbranice, Arapça, Aramice, Habeşçe gibi bütün Sami dillerinin konuşulduğunu duyuyorum bu nasıl oluyor?” Beni şöyle bir süzüyor ve “Babil kulesine kadar insanlık tek dili konuşuyordu, kule yıkıldıktan sonra farklı diller konuşmaya başladık” diyor. Hatırladım, Tevrat (yaradılış bölümü) 11:1-9’da anlatılan olay. İnsanların 72 fıkraya ayrılması. İsim verilmemekle birlikte olay Kuran’da ve İslamî kaynaklarda da geçer. Ayrıca Kuran’da Babil şehrinden ismen bahsedilir.
 
        Babil şehrinde yürüyüşe çıkıyorum. İhtişam zenginlik her yerde. Bir Pazar yerini gezerken 7-8 yaşlarında ayağında deri sandaleti olan, beyaz giyimli bir çocuk yaklaşıyor yanıma, “Pazardan kızılcık ve böğürtlen aldım benimle paylaşır mısın?” deyip elimden tutup çekiyor. “Adın ne senin?” diyorum “BABİL” diyor ve ekliyor: “Sana Babil’i ben gezdireceğim. Öncesini, sonrasını bugününü…”
       Yine Babil şehrinde, Babil isimli çocuklayım ve yine tören caddesindeyim. Bu kez caddenin iki yanında coşkulu kalabalık, çiçekler süsler... Neler olduğunu anlamaya çalışırken Babil (çocuk) “Hükümdar II. Nebukadnezar seferden dönüyor, birazdan buradan geçecek” diyor. Nasıl olduğuna şaşıyorum. Nemrut ve Nebukednezar arasında asırlar var bu nasıl olur diye aklımdan geçirirken, Babil aklımı okumuşçasına cevap veriyor: “Ben sana dememiş miydim, Babil’in öncesini de, sonrasını da gezdireceğim diye…”
 
     Birazdan tahtırevanıyla II. Nebukadnezar önümde duruyor. Önce yanımdaki çocuğa (Babil’e) selam verip bana sesleniyor: “Hadi benimle gelin, size Kudüs zaferimi anlatayım, Süleyman Tapınağı’nı nasıl yerle bir ettiğimi, İsrailoğulları’na hadlerini bildirişimi anlatayım.” Ben şaşkınlık içerisinde tahtırevana biniyorum, yanımda Babil, yüzünde gülümseme.
 
     Saraya vardığımızda ihtişam karşısında başım dönüyor, olduğum yere çivileniyorum. Babil beni elimden tutup çekmeye çalışırken, Nebukadnezarın biricik eşi Semiramis seferden dönen kocasını karşılıyor. Kubbeli dev bir salondan sarayın arkasındaki bahçeye çıkıyoruz. O ne bahçe öyle! Dev ağaçlar, türlü bitkiler, çiçekler şelaleler ve bu çöllük yerde kat kat yükseltilmiş göğe değecekmiş gibi duran uçsuz bucaksız ormanlık alan.
     Birazdan Nebukadnezar ve Semiramis yanıma geliyorlar. Babil çoktan bahçedeki kelebeklerin peşine takılmış. Hem yürüyüp hem konuşuyoruz. Nebukadnezar bahçeyi eşi Semiramis için yaptığını anlatıyor. Semiramis vatan hasreti ve gurbetlik çekmesin diye ona bu bahçeyi yaptığını uzun uzun anlatıyor. Anlatmakla kalmayıp kil tabletler üzerine çivi yazısı ile bunları kaydettiğini de gösteriyor. “Demek yazıyı buldunuz ha” diyorum “Çok oldu” diyor. Ve ekliyor: “O kadar geliştik ki, yeryüzünde keşfedilmedik bir şey bırakmadık. Zamanı belli parçalara böldük. Ay’a göre takvim yaptık. Tekerlek hayatımızı kolaylaştırdı. Hamurabi kanunları ile ilk sistemli adalet uygulaması yapıldı. Ayrıca ilk sistemli krallık uygulamasını biz yaptık. Hesap kitap ilk burada yapıldı. Atası Hud olan İbrahim ile uğraşan Nemrut’tan sonra diller buradan çıktı ve dahası var”   Dedikleri doğruydu, O dönemde Babil dünyanın en büyük gelişmiş ve metropol şehriydi. Gerçekten de gümüz dünyasındaki bir çok şeyin temelinde Babil uygarlığı yatmaktadır. Hem Dinî, Sosyolojik, felsefî, teknolojik açıdan bile, mesela bereket tanrısı İshar’ın oğlunun ismi olan Temmuz bugün bizim ay ismimizdir.
 
      Akşam saatlerinde saraydan ayrılıyoruz, ucu bucağı görülmeyen bahçenin kenarından yürürken, yaşlı bir adamın kil tabletler üzerine bir şeyler yazdığını görüyorum. Babil adamın yanına koşup beni gösteriyor. Ben de yanlarına gelince adam ismini söylüyor: “Diotorus Siculus, tarihçiyim. Şuan Babil’in asma bahçelerini yazıyorum” ve ekliyor “Fırat nehrinden gelen su aletlerle yükseltiliyor ve dışardan bunları göremiyorsunuz ne muhteşem değil mi?” diyor. Babil ve tarihi ile ilgili birçok şey anlatıyor. Babil uygarlığının Sümer ve Akadlar’dan başladığını, Babil’in bir şehir imparatorluğu olduğunu vs vs. Ben de lafa girip “Babil’in sonunu Hititliler getiriyor” diyorum. Diyotorus “Onlar da kim?” diyor. “Boş ver” diyorum.
  BABİL
 
     Kökeni Bab-İlu yani ‘İlah Kapısı’ manasına gelir. İbranice’de Babel, batıda Babylon olarak bilinir.
     Babil şehri bugün Bağdat’ın 50 kilometre güneyinde yer alan Hille Kasabasında kurulmuş bir şehir imparatorluğudur.
     Sami dilleri bu topraklardan doğmuştur. Akadlar ve Sümerler’den başlayan uygarlık binlerce yıl sürmüştür.
      Krallarına genel olarak Nebukadnezar denir.
      Vs vs…
       Oradan ayrılıyoruz. Babil (Çocuk) “Akşam olmak üzere, eve geç kalmamalıyım, annem beni bekler gitmeliyim” diyor. Kafasını kaldırıp uzun uzun gözlerime bakıyor ve ekliyor “Seni yeniden görebilecek miyim?” “Kim bilir, belki” diyorum. Arkasını dönüp gidiyor, onu gözden kayboluncaya kadar takip ediyorum. Sonra ben de bir yöne herhangi bir yöne doğru ilerliyorum. Babil sokaklarına akşam çöküyor. Uzaktan bir ateşçi sokak kandillerini yaka yaka geliyor. Kaldırıma çöküyor, kafamı sütuna dayayıp gözlerimi kapatıyorum. Kulağımda bir ses, Merwan ve Carol’un sesi, “Yarabbi duh Eyyemnel heva…” Gözlerimi açıyorum. Evimdeyim. Şimdi hatırladım, Müzik dinlerken doğacak oğluma isim düşünüyordum. Nancy Ajram’ın “Ey zaman bir an izin ver…” dediği noktada bu yolculuğa çıkmıştım. Bir ismin peşinde yapılan zamanda yolculuk ve tabi ki aradığım ismi buldum; BABİL.
      HOŞGELDİN RAHMET PARATÖNERİ BABİL
      HOŞGELDİN ZEMZEM KADAR SAF VE TEMİZ ZEMZEM YÜZLÜ BEBEK
      HOŞGELDİN KAYRA BABİL
      
     NOT
     Bu yazı yayınlandığında Kayra Babil dünyaya gelmiş ya da gelmek üzere olacak.
YORUMLAR (1) adet
    selman akseki
    tşk ler sami bey
    anlatımınız çok hoş, kaleminize sağlık...kayra babil ismi de çok hoş...hayırlı bir evlat olsun,yaşı uzun olsun...
    18 Haziran 2008 Çarşamba 20:53

Yazarın Diğer Yazıları

Nevzat LALELİ
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Son 15 yılın hükümetleri göz önüne alınsa olası yeni bir ekonomik krizden hangi çözümle çıkılabilir?
    Ak Parti bu işin üstesinden gelebilir
    Ak Parti Ekonominin başına K.Derviş'i Getirmeli
    Milli Görüşle (SP) çözülebilir
    Bu Ekonomi düzelmez
    Fikrim yok
    » Piyasalar
$ USD
1.3970
€ Euro
1.8980
IMKB
28.961
Altın
37.35
    ISTANBUL 14.10.2008
İmsak
-
5:41
Güneş
-
7:08
Öğle
-
12:57
İkindi
-
16:01
Akşam
-
18:35
Yatsı
-
19:54
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008