Bir bahar muştusu; 14 Ekim 1969
Milli Görüş Hareketinin siyasi yaşama resmen dahil olmasının 39. yıldönümünü yaşamaktayız. 14 Ekim, Milli Görüş Lideri Muhterem Erbakan’ın Konya’dan bağımsız milletvekili olarak seçildiği gündür.
Erbakan Hoca’nın ifadesiyle bu tarih “baharın çiçeklenmeye başladığı tarihtir” Kendisine “Bir çiçekle bahar olmaz, yaz gelmez” diyenlere “Her bahar ve her yaz bir çiçekle başlar” cevabını veren Erbakan Hoca inanç ve kararlılığını gösteren şu cümleleri tarihe yazdırıyor “Mevlana Meydanına iktidar bayrağı astık. Bize güldüler. Cenab-ı Allah’ın takdiri ile bize gülenler 4 sene sonra iktidar olduğumuzu gördüler. Ve biz iktidarımızda hep hizmet ürettik”
39 yıl geçti ama bugünlere kolay gelinmedi. 1971 Muhtırası, 1980 ihtilali, 28 Şubat postmodern darbesi derken Erbakan Hoca’ya serbest siyaset yapma şansı tanımak istemeseler de Milli Görüş düşüncesi bu topraklara kök saldı.
Tüm yapılanlar Milli Görüş’ün iktidarını engellemeye matuftu. 1980 Haziran’ında GALLUP’un yaptığı bir ankette MSP’nin oyunun %24 olarak tespit edildiği ifade edilir. “Netekim” elinde silahıyla geldiğinde “Biz gelmese idik onlar gelecekti” demiştir.
28 Şubat ise henüz yakın bir tarih olarak hafızalardadır. DSP Çanakkale Milletvekili Hikmet AYDIN’ın ifadesi ile “Refahyol Havuz Sistemi ve D-8 Projesi nedeniyle yıktırıldı. Havuz sistemi içerdeki rantiyeyi, D-8 hamlesi ise Amerika’yı rahatsız etti.” Bugün geriye dönüp baktığımızda “Erbakan’ı betona gömmek isteyenlerin” 28 Şubat sürecindeki aktif çabalarının nedenini çok daha iyi anlayabiliyoruz.
Ama ne yapsalar boş. Şairin ifadesiyle “Göklerden gelen bir karar, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer” her zaman var olacaktır.
Bu davada en fazla çileyi hiç kuşkusuz Erbakan Hocamız çekti. 39 yıllık siyasi yaşamının yarısını yasaklarla geçirdi. 1971-1973 arası 2 yıl, 1980-1987 arası 7 yıl, 1998 ile 2008 arasında ise 10 yıl olmak üzere siyasi yaşamının 19 yılını bilfiil yasaklarla geçiren bu lider kutlu davayı bizlere kadar taşımıştır.
Milli Görüş gençliğine düşen vazife; aldığı bayrağı değişmeden, başkalaşmadan taşımaktır. Başkalaşmak ve başkalaştırmak isteyenler nereden gelirse gelsin karşılarına çıkıp engel olmaktır. “Fitne zamanı bir ağaç kökü bulun ona sarılın” diyen bir Resul buyruğu hatırlıyorum. Bu hareket her zaman “köklere sadık” kalacak ve kendi içinde çekişen bir topluluk olmayacaktır.
Hareketin 39. yılını kutladığı bugünlerde önümüzde Saadet Partisinin Büyük Kongresi vardır. Yeni bir sürecin başlayacağı açıktır. Kongrenin hayırlar getirmesini diliyoruz.