Bu sonucun “ret” olması hepimizin beklentisi.
Meclisinin duvarında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazan bir ülkede yaşıyoruz. Bu millet kendi yöneticilerini kendisi seçmektedir. 4 yılda bir önüne konulan sandıkta dilediği partiye oy vermekte ve istediğini iktidar veya muhalefet pozisyonlarında görevlendirmektedir.
Burada halkın tercihlerinin nasıl ve ne şekilde etkilendiği ve 1999 seçimlerinden beri bu ülkede yaşanan “yönlendirmeli seçimlerin” ortaya çıkardığı tabloları tartışacak değiliz.
Bugün konuşulması gereken şey “siyasetin zeminidir”. Bu zemin Anayasanın teminat altına aldığı siyasi partilerin “yaşam haklarının” korunması ile ancak sağlıklı olarak sürdürülebilir. Bu zemin olmadan “hür düşünce” olmaz. Bu zemin olmadan “doğuştan verilen hakların” özgürce kullanımı mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesinden beklediğimiz elindeki “bu siyasi davayı” hukuki gerekçelerle reddetmesidir. Evet siyasi bir dava çünkü; çok partili siyasi hayata geçtiğimiz günden bu yana iktidar olamayan bir elit zümre bu davanın “kabul” ile neticelenmesini istemektedir.
Siyasi bir dava çünkü; “yönetme iktidarını” devretmek istemeyen oligarşinin Refah Partisinin kapatıldığı 1998 yılı Ocak ayından beri kazanacağı en büyük zafer olabilir. Dolayısıyla kabul hukuki olmayacaktır millete değil bu krallıklarının iktidarına hizmet edecektir.
Refah Partisi, köhneleşmiş yönetim anlayışına karşı milletin kendini yönetme isteğinin adı idi. Gerçek ve samimi bir inancın ve davanın temsilcisi idi. Refah Partisi, bu milletin 1000 yıllık davasının davacısı idi. Bizim gibi binlerce gencin ilk gençlik çağlarının aile ocağı idi.
RP’yi kapatanlar millet ile 1000 yıllık davasının önüne set çekmek istediler. Bu gençliğin aşkını söndürmek istediler. FP; görüntüsü itibariyle AB sürecini desteklemek durumunda idi ve RP kadar davasını savunamadı. Bu dönem bir nev’i o gençliğin aşkı ve heyecanı üzerine kül serpilmesi dönemi idi. Sonuçları itibariyle böyle neticelendi.
AKP ise Milli Görüş davasını bölerek kurulması itibariyle ve 6 yıllık iktidarında yaptığı icraatları ile “RP’yi aile ocağı gören” o gençlikten AKP’ye intikal edenlerde heyecanı bitirici etki yaptı.
Refah İktidarı, koalisyon ile de olsa; bu milletin “iktidarı bizzat devraldığı” bir dönemin adıdır. Millet 10 yıldan beri “yüksek demokrasi” standartlarını aramaktadır. Millet kendisi seçmek ve kendisi iktidardan indirmek hakkına sahip olmak istemektedir.
AKP Hükümetini onca yanlış icraatı nedeniyle eleştirenler olarak bugün şunları düşünüyoruz. Bu milletin “sandıkta konuşma hakkını” çok görmeyin. Seçmen bugün iktidar olanları yarın muhalefet görevine gönderebilir.
“AKP hakkındaki kapatılma istemli davanın reddine karar verildi” cümlesini duymak istiyoruz. Muhalefet partileri ve eminim özellikle Saadet Partisi, AKP ile “pehlivan minderinde” yani “sandıkta” hesaplaşmak istemektedir. Onu hesaplaşma minderinden gayri nizami şekilde indirmeniz kabul edilemez.



