Kalaysız Kap: CHP
CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın, Hacca gitmek hususunda kendisinden yardım isteyen 80 yaşındaki bir vatandaşımıza “Boş ver, Araplara para kaptırma… Bakarsın Muhammet seni bırakmaz” şeklindeki edebe mugayir sözlerini gazetelerden okuyunca Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarında naklettiği bir söz aklıma geliverdi. Hatıratın 1. cildinde Kurucu Hoca’nın dedesi Hacı Veyis Efendinin CHP ile ilgili bir sözü naklediliyor
“CHP kalaysız bakır kaba benzer. İçine kim girerse onu zehirler”.
İsmi bizde mahfuz bir büyüğümüzün babası okumayı yazmayı seven dindar biri imiş. Biri Doyran beldesinde diğeri ise Antalya merkezde 2 tane hanımı varmış. Dönem tek parti dönemi. Yani iktidarda CHP var. Bu zat kabzımallık yaparak geçimini temin eder, hafta sonları Doyran’da hafta içi Antalya merkezde kalırmış. Antalya’dan ayrıldığı bir hafta sonu belediyenin tellalı sokak sokak dolaşır
“evinde eski harflerle yazılı kitap bulunanlar pazartesi sabah mesaiye kadar bu kitaplarını belediye önüne bıraksınlar. Aksi halde hapis ve para cezası ile cezalandırılacaklardır” Bunu duyan kadıncağız ne yapsın. Telefon yok ki eşine haber verip ne yapacağını sorsun. Korkusundan kitapları belediyenin önüne de götüremiyor. Ne olur ne olmaz endişesi var.
Kitapları çaresizlikten evlerinin bahçesinde bulunan atık su giderine bırakır. Antalya’nın kalker’li yapısı yeraltı mağaralarına açılan tabi giderler meydana getirmiştir. Bütün kitaplar bu yeraltı mağaralarına akar gider.
Bu ve benzeri örnekleri sayısız defa işitmişizdir. Önder Sav örneği bize bir kez daha gösterdi ki; aradan geçen 60 yıla yakın bir sürede CHP zihniyetinin dine ve dindara bakışı hiç değişmiyor.
Bir diğer yandan bu CHP aynı zamanda tezatlar partisidir. Yeri geldi mi iflah olmaz bir din düşmanlığı sergiler, yeri geldi mi Bosna’ya gider beyaz eşarp dağıtır. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmaması için direnirken
“Tepede 3 Milli Görüşçü olmaz” deyip Milli Görüş’ü korkulması gereken bir şeymiş gibi göstermeye çalışan CHP aradan biraz zaman geçince bir bakarsınız Milli Görüş’e sahip çıkar.
Geçmişte söylediklerinin aksine bu partinin Genel Başkanı Baykal’dan yeni inciler dökülür;
“Erbakan Milli Görüşçü idi. Onun bedelini ödüyor ama AKP işbirlikçi”. Ne oldu yahu Allah aşkına. Başına bir şeyler mi düştü. Peki, Refahyol döneminde, 28 Şubatta niye sahip çıkmadın Erbakan Hoca’ya. Baykal’ın derdi Milli Görüş veya Erbakan Hoca değil ki. Milli Görüş üzerinden iktidar partisine vurmak istiyor. Baykal’ın sözlerine itimat etmek gerekmez.
Bu ülkede dini siyasete alet eden bir parti varsa o ilk önce CHP’dir. 1950 öncesi medrese mezunu Şemsettin Günaltay’ı başbakan yapan, vaktiyle kapısına kilit vurduğu bazı türbeleri –ki içinde Sultan Fatih Türbesi de vardır- yeniden ziyarete açan, İHL ve İlahiyat eğitimine imkân sağlayan da CHP’dir. Ama bu milletin bu tip şovlara karnı tok olduğundan 14 Mayıs 1950’de bunları iktidardan alaşağı etmiştir. Bu CHP, milleti o kadar kendinden bezdirmiştir ki; Serbest Cumhuriyet Fırkanın İzmir mitinginde jandarma kurşunu ile ölen oğlunu Rauf bey’in önüne bırakan çiftçiye
“İşte ilk şehidimiz. CHP’den bizi kurtar. Başka kurbanlarda vermeye hazırız” dedirtebilmiştir.
Aradan asır geçse bile tek parti dönemi zulmünün unutulması mümkün mü? Aradan asır geçse bu zulmü yapan CHP’ye bu milletin bilinçli evlatlarının oy vermesi mümkün mü? Bu hakikatler ortada iken Baykal’ın Milli Görüş’ü savunur pozisyona gelmesi onu ve partisini mümkün değil aklamaz. Üstüne üstlük zihniyetlerinin hiç değişmediği ortada iken.
Bakınız ülkede AKP’den de, CHP’den de önce Milli Görüş vardı. Biz Anadolu’nun kapılarını kendi Milli Görüşümüz ile açtık. Milli Görüş var olmaya da devam edecektir. Bir hakikatin çok iyi bilinmesi gerekiyor: “Kadim olan mutlaka takaddüm edecektir”. Gerisi laf-ı güzaftır.