İngilizlerin meşhur tarihçisi Arnold Toynbee, Osmanlı’nın sonunu anlatırken “Osmanlı yıkılmış değil durdurulmuş medeniyettir.” der. Osmanlı’nın “durdurulma” sürecine baktığınız zaman 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde yapılan 1. Dünya Siyonist Kongre’nin çok önemli bir etken olduğunu görüyorsunuz. Yahudiler burada önemli kararlar aldılar.
Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocanın deyimiyle “Son evrensel padişah” Abdulhamit Han, Yahudilerin Osmanlı egemenliği altında bulunan Filistin topraklarını istediğini ve birkaç yüzyıldır faizcilik ve bankacılık sistemiyle ellerine geçirdikleri para gücünü bu iş için seferber ettiklerini bildiğinden Viyana Büyükelçisi Ahmet Vefik Paşayı bu kongreyi takiple görevlendirdi. Teşkilatı Mahsusayı da bu işe seferber etti. Ve nitekim Yahudilerin hedeflerini öğrendi. Bu ilk kongrelerinde Yahudiler;
1- 50 yılda İsrail Devletini Filistin toprakları üzerinde kurmayı,
2- 100 yılda Büyük İsrail’i kurmayı,
3- 150 yılda ise Dünya Yahudi Krallığını kurmayı kararlaştırdılar.
Bugün İsrail Meclisi Knesset’in önünde heykeli bulunan Theoder Herzl’i hedeflerini gerçekleştirmenin önünü açması ve imkan tanıması için Osmanlı Padişahıyla görüşmekle görevlendirdiler. Bu adam 5 kez İstanbul’a geldi ve toprak istedi. Toprağın karşılığında Osmanlı borçlarını ödemeyi teklif etti. Abdulhamit Han’ın “Atalarım bu toprakları kanla almışlardır. Yine aynı bedelle veririz. Canlı beden üzerinde ameliyat yaptırmam. Yahudiler paralarını kendilerine saklasınlar” cevabı üzerine Herzl, Viyana ekspresi ile geri dönerken bu olayı hatıra defterine “Kırk haramiler mağarasından çıktım” diye yazacak ve hırsından ağlayacaktır. Gözyaşı ile ıslattığı hatıra defteri bugün Viyana Müzesindedir
Bu ret cevabı sonrasında Yahudiler yine toplandılar ve 3 önemli karar daha aldılar
1- Abdülhamit Han tahttan indirilecek,
2- Osmanlı yıkılacak,
3- İslam yok edilecek.
Abdülhamit Hanın tahttan indirilmesi için Emmanuel Karasso görevlendirildi. Bu adam Osmanlı’da ilk mason locasını açan adamdır. Hemen işe başladı. 1789 Fransız İhtilalinden etkilenmiş, Osmanlının Avrupa karşısında geri kaldığı peşin kabulünü taşıyan bir takım subaylar ve aydınlarla İttihat ve Terakki Cemiyetini kurdu. Bu adamları teşvik etmek suretiyle 31 Mart 1908 ihtilalini yaptı. Ve 1 yıl sonra 27 Nisan 1909 tarihinde Abdülhamit Hanı tahttan indirdi. Almanya hayranı Enver, Talat ve Cemal Paşaların yönetimi ele geçirmesiyle, Osmanlı 1. Cihan Harbine sokuldu. 30 Cephede savaştık ve Almanya yenildiği için Osmanlı da yenilmiş sayıldı. Sonrası ile hepimizin malumu: Sevr anlaşmasının dayatılması ve kendi Milli Görüşüyle harekete geçen milletin İstiklal Harbi ile yeni devletini kurması.
Şu bir gerçek ki; Lozan bize tam bağımsız bir ülke vermedi. Düğüm atılmış problemlerimizi çözme yöntemimizi değiştirerek “her sahada Avrupa taklitçisi yaparak” daha da çıkılmaz sokaklara itti bizi.
111 yıl önce kendi namına yeni bir atılım başlatan siyasi siyonizmin dünyayı ifsad ederek kendi dünya cennetlerini meydana getirme hamlelerine bir cevap veren olmayacak mı? Attıkları düğümü çözecek hamleyi millet ne zaman görecek?
Bu soruları başkaları soradursun, bizler cevabını biliyoruz; Elbette Milli Görüş. Osmanlı’nın ahfadı, bu milletin inançlı evlatları 14 Ekim 1969’daki çıkışlarından sonraki en önemli simgesel cevaplarından birini 1997’de verdiler. Irkçı emperyalizmin “Büyük İsrail Devletini” kurma kararı aldığı 1. Siyonist Kongrenin tamda 100. yılında aynı salonda “Avrupa Müslümanları Birliği Toplantısını” yaptı Milli Görüş.
Erbakan Hocamız; 40 yıllık hamlesini sürdürmekle şeref bulduğumuz bu büyük insan o toplantıda, Siyonist Kongrenin tamda 100. yılında kürsünün arkasına astırdığı Kelime-i Tevhidin önünde, onlara “Kuvvet ve kudret sahibi Cenab-ı Haktır. Sizlerin dağları yerinden oynatacak gücünüz bile olsa Allahın da bir hesabı vardır” diye haykırdı.
Milli Görüş modern çağların en büyük değişim hamlesini, esasen ademoğullarının yeniden aslına rücu hamlesini yapmaktadır. Bu hamleye ses verenler, bu hamleden büyük umutlar bekleyenler var. 1995 Milletvekili Genel Seçimlerinin arifesindeki Cuma Hutbesinde El Ezher Camiinde Refah Partisinin kazanması için dua eden de, Hartum Üniversitesinde seçim gecesi duaya duran üniversiteli gençler de, İsrail’in işgali altındaki Golan tepelerindeki köyünde “siz gittiniz zulüm başladı ne zaman gelirseniz o zaman zulüm biter” diyen ihtiyar da Milli Görüşçülerin yeniden şahlanışını beklemektedir.
Şimdi bize düşen, saçının her telini bu dava uğruna ağartmış Erbakan Hocamızın 2002 yılında yapılan “Milli Görüş Şurası”nda yaptığı konuşmanın sonunda alkışlar ve sloganlar arasında, sanki söylemesi gereken son bir sözü olan insanın onu söylemek için gösterdiği çaba gibi bir gayretle ifade ettiği “Ey Milli Görüşçüler… Bundan sonra ilk hedefiniz 2. Yalta Konferansı ve Yeni Bir Dünya Kurmaktır” hedefini gerçekleştirmek için çalışmaktır;
Başlığın anlamını oluşturan hatırayı naklederek Milli Görüş’ün ne olduğunun anlaşılmasına bir katkıda bulunmak isterim; “Osmanlı Tarihi – Kuruluşu, Yükselişi ve Çöküşü” isimli kitabının son kısmında Milli Görüş Hareketinin tarihine de yer ayıran Kuveyt Üniversitesi Profesörlerinden Ali Muhammed Sallabi’ye sorarlar; “Ey Üstaz, Osmanlı Tarihini anlatan kitabınızda neden Milli Görüş’e yer ayırdınız”. Prof. Sallabi bu soruya tarihe geçeceğini umduğum bir cevap verir; “Milli Görüş’te Osmanlıya mülhaktır (dahildir)”