Yargının Globalleşmesi
Globalleşme veya başka bir deyimle küreselleşme Dünyayı küçülten ülkeleri dünyanın bir vilayeti haline getiren, ülke devlet başkanlarını veya cumhurbaşkanlarını adeta bir vali veya kaymakam statüsüne koyan kimine göre artık dünyanın vazgeçilmez bir realitesi kimine göre ise dünyanın sonunu hazırlayan bir gerçek. İşte bizler bu gerçekle artık yüzleşmek zorundayız.
Bizler de millet olarak dünyanın küçülmesine, globalleşmesine hiç itirazsız alıştık ve kabullendik. Öyle ki, ülkemizdeki en stratejik bir projemizden tutun en stratejik dış siyasetimize ve hayati önem taşıyan en yüksek mahkememizin vereceği karara kadar hepsini dışarıdan öğrenir olduk. Bizleri uzun zamandan beri meşgul
eden
ve Türkiye gündemini belirleyen iki önemli dava hakkında artık bizlerden çok yabancıların görüş beyan etmelerine alıştık. Ancak bu sefer yabancılar beyanla sınırlı kalmayıp adeta mahkeme kararlarının nasıl verilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Örneğin AKP’nin kapatılmasıyla ilgili açılan kapatma davasında davanın nasıl sonuçlanacağını Anayasa Mahkemesi karar vermeden ABD’li yetkililerden öğrenmiş olduk.Bahsettiğimiz ABD li yetkili her ne kadar AKP’nin kapatılma ihtimali önceki aylara gore zayıflamış olsa da AKP’nin 22 temmuzdan sonra Milli Görüş siyaset anlayışına daha da yaklaştığını bu yüzden çok hatalar yaptığını belirterek kapatılacağını uygun buyurmuşlar.Kendilerine gore uygun bir gerekçe de yazmışlar. Hatta mahkemenin hangi tarihte karar vereceğini dahi belirtmişler.Kısa bir sure once de (TBMM’nin yaptığı Anayasa Değişkliği ile ilgili Anayasa Mahkemesi karar vermeden 2 gün once) AİHM si kendisine yapılan başörtüsü davasını reddetmiş ve bu red gerekçesi bizim Anayasa Mahkememize ilham olmuştu.
Bir millet için kabulü mümkün olmayan şey Mahkeme Kararı Gerekçelerinin ülke dışından yazılıyor olacağıdır. Memleketimizdeki olup bitenlere ve yapılan soruşturmalara, açılan davalara mahkemeden önce ülke dışından olur olmaz kimselerin görüş beyan etmeleri hem mahkemelerimizi yıpratmakta hem de bizleri üzüntüye gark etmektedir. Türkiye’de ikamet
eden
ve Türk Vatandaşı olan birisi mahkeme kararları aleyhine olumsuz yorumlarda bulunduğu vakit zaman kaybetmeden o kimse hakkında mahkemeyi tezyif ve tahkirden dolayı dava açıyoruz. Ancak söz konusu yabancı isimlere herhangi bir hukuki ve siyasi yaptırım da bulunamıyoruz. Bunu yapacak olan esasen T.C.Hükümetidir. Ancak sanki Hükümet yetkilileri bu beyanatlardan memnunluk duyuyor gibi davranmaktadırlar. İşte bu durum bizim kabulleneceğimiz bir durum değildir.
Son dönemlerde yapılan soruşturmalar Ergenekon olayı, Ergenekon örgütünün dış bağlantılarının olduğu söylentileri, içeriden ve dışarıdan örgütle ilgili kara kutu diye tabir edilen çok bilen insanların varlığı maalesef bu her iki davayı sınırlar ötesi bir boyuta sürüklemiştir. Bundan sonraki dönemde birilerine göre gerekçesiyle birlikte verilen ancak henüz kamuoyuna sunulmadan değişmesi için pazarlık dönemine girildiğini görmekteyiz. AKP Eğer kapatılırsa Türkiye Demokrasisi Büyük zarar görecektir. Ancak kapatılmazsa pazarlıklar sonucu neler verildiğini bilemediğimizden Türkiye Devletinden çok şeyler gidecektir.(ABD ile İran üzerine yapılan görüşmeler bunun öncü bir belirtisidir.)
Öte yandan Anayasa Mahkemesi bir sürpriz de yapabilir. Mesela Anayasa mahkemesinin AKP’nin kapatılması yönünde karar verecekse bunu üyelerin oybirliği ile vermesi halinde manzara değişecektir. Bu durumda kamuoyu AKP’nin kapatılmasından çok Anayasa Mahkemesinin kapatma yönünde oy kullanan bu yönde oy kullanması beklenmeyen 2 üyesini konuşacaktır. Böylece Parti kapatılmasının tesiri kamuoyunda fazla hissedilmeyecektir.
AKP’nin kapatılma davasının son aşamasına gelindiği bu günde aklıma Fazilet Partisinin kapatılma davasının görüşüleceği son oturum öncesi yapılan siyasi demeçler ve oluşumlar geldi. O dönemde de bu gün yeni oluşum hareketini başlatan ABDullatif Şener vardı.Katıldığı bir çok televizyon programında adeta mahkemeye hitaben siz Fazilet Partisini kapatmazsanız yenilikçi hareket olarak bizler yeni parti kuramayız.Kurduğumuz taktirde tabanımız tarafından
“bir bölen” olarak algılanırız demeçleri vermekle meşguldü. O dönemde Şener’in arkasında Tayyip Erdoğan vardı, şimdi ise bazı duyumlara gore ABDullah Gül var deniyor. Galiba tarih tekerrür ediyor ve galiba
eden
buluyor.
Selam ve Dua İle…