Bu makalemde biraz kendimden, biraz sizden, birazda onlardan bahsetmek istiyorum. Çocuktum, bir gün oynarken birden duraksadım. Düşünme sardı tüm benliğimi. Neden? Diye sordum kendi kendime. Neden doğdum ben? Bir amacım olmalı? Burada oynayayım diye doğmuş olamam dedim. Tam 9 yaşındaydım duraksadığım zaman. Belki 9 yaşında sen hiç duraksamadın ya da oynarken benliğini herhangibi bir düşünce yumağı da sarmadı. Kim bilir beklide tam tersi, bilinmez. Ama onlar yok mu onlar? İşte onlar için tüm bu duraksamaların sistematik bir şekilde yaptırıldığının bilgisine sahip ve bilincinde biriyim ben. 3 yılda bir duraksatılıyorlar, düşündürülüyorlar onlar, istenen gelecek için toplumsal anlamda ne ise toplum mühendisleri tarafından o bilinçle yoğruluyorlar onlar. Bu vesile ile de bir takım haline gelirler, millet haline gelirler toplum olurlar. En önemlisi de ne biliyor musunuz? Onlar için o bilinç yapısı ne ise, o taban hazır olur.

Peyi ya bizde ne bilinci var? Kulluk mu? Varlık mı? İnsanlık mı? Vicdan mı? Allah sevgisi ve korkusu mu? Ne bilinci? Biz var mı biz? Bana bunun cevabını verin arkadaşlar? Ayrı ayrıyız, parça pinçiğiz, tarumar olmuş, bölünmüş, çil yavrusu gibi dağılmışız dünya üstüne. Ama bir gerçek var bunu sakın unutmayın ve de hafife almayın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları arasında birlik ve beraberlik misyonunu taşıyabilecek çok güzel insanlar var ve de yetişiyorlar ben şahidim. Bu millet dünyaya bir gün hükmedebileceğini, Allah rızasını kazanmak için hükmedeceğini, en kısa zamanda gösterecektir.
Bunun için en önemli şart şudur: Sevgili Peygamberimizin dediği gibi (s.a.v. efendimiz), Yaşlılık gelmeden önce gençliğimizin kıymetini bilmemiz gereklidir. Geleceğini teminat altına almak isteyen milletler, gençliğini kendi değerleri doğrultusunda yetiştirmek zorundadır, zorundadır zorundadır. Bu gerçeklikle yüzleşmeliyiz. Gençlik, temiz bir toplumun ve sağlıklı bir millet hayatının en önemli unsurudur.
Benim gençliğim, ahlakî ve manevî değerleri ön plana almalıdır. Sevgi, saygı, rahmet, şefkat, adalet, iyilikseverlik gibi insanı insan yapan evrensel manevî değerleri ön plana almalıdır. Gönül kazanma ve yürek fethetme görevini en tatlı dille ve en güzel metotla yerine getirmelidir.
Değerli Kardeşlerim; Gençleri önemsemek, onları anlamaya çalışmak ve kendilerinde var olan enerjiyi, dinamizmi ilim, fikir, sanat gibi faydalı neticelere yönlendirmek gerekir. Bunun için gençleri, milli ve manevi değerlerine bağlı, yaşadığı çağın farkında olan insanlar olarak yetiştirmek, sorumluluk sahibi her fert, toplum ve müessesenin görevidir. Senin görevin ey öğretmen, senin görevin ey imam, senin görevin ey anne, senin görevin ey ağabey, senin görevin ey baba, senin görevin ey dayı, senin görevin ey abla… Bizim görevimiz bizim görevimiz… bu sorumluluğun yükü ağır gelebilir ama gerçekler ağır ve acıdır, sabrın ve emeğin karşılığı ise inanın bana çok tatlıdır.
Yalandan ahkâmlar kesmeyelim, palavralar atmayalım, hiçbir mümin kardeşimizi kandırmayalım. Zamanımızın en büyük sorunlarından biriside, eskiden yapılan yanlış para toplama politikaları olmuştur. Müslümanın müslümana güveni kalmamıştır. Bu hatalar şahlanan müslümanın vicdanından merhametini çalmış, inancını zayıflatmıştır. Haksızmıdırlar!! Ey müminlerin parasını toplayanlar, size soruyorum: bu veballe Yüce Yaratan’ın (cc) karşısına nasıl çıkacaksınız. Helallik almadan sakın ölmeyin!
Ey Müslüman geçinen iş adamı, devlet memuru müdürü, parti başkanı vb… mümin kardeşinin teri kurumasın, kalbi kırılmasın, yalan vaatlerle kandırılmasın, hesap var! Mizan var! Ey gençlik, sakın unutma, vazifen büyük. Bir yardım kuruluşu yalan dolan etmiş, paraları çalmış, önemli olan benim için ne biliyor musun? Çaldırma Müslüman kardeşim! Çaldıramazsın! İzle, takip et. Senin onu izlediğinden onu haberdar et, bak o zaman çalabilir miydi gör? Şunu da sakın aklından çıkartma; haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.
Zekât vereceğiz aracı koyarız, fitre vereceğiz, sen veri ver komşu ben bilmem deriz. Yanlış! Önemli olan senin bilmen! önemli olan dünya işini bir an bile olsun bırakarak, fakir kardeşin için iyi bir şey yapman. Marifet yokken verebilmek der bir ağabeyim. Cebinde 50 YTL varken ayın sonunda da 15 gün kalmışken çıkartıp o paranın yarısını Müslüman ihtiyaç sahibine verebilmek der o ağabeyim. Yokken veren olunca da infak eder der. İnfak edebiliyor musun? Sabah namazlarında kalkıp, yüce Mevla’ya el açıp, ağlayan gözlerle yalvarıp, istiyor musun?

Ama onlarda sözde insan sevgisi ve insana saygı üzerine kurulmuş bir hümanist bilinç var. Sistemli bir eğitim öğretim metodu ile nesillerine aktarıyorlar bu felsefeyi ve Batı, Doğu karşısında medeni oluyor. Burada ki hümanizmin çok masum bir duruşu vardır değil mi? Sorsan insana değer vermek derler. Ama ben size gerçek manasından söz edeyim. Batı aydınlanma ile beraber, Katolik kilisesine karşı baş kaldırmış ve Protestan mezhebini Martin Luther’le beraber kurmuştur. Bu da Batı için yeni bir başlangıç olmuştur. Yeni hareketin adı da Reformasyon olmuştur. Burada yeni bir tarih, yeni bir felsefe yazmıştır. Batı tarafından; Humen-İnsan, tanrısallaştırılarak Hıristiyanlık yeniden düzenlenmiş ve bu dünyaya insana saygı olarak anlatılmıştır. Ama Batı ve batılı sistemli bir eğitimden geçirilmiş ve bu günlere hazırlanmıştır.
Ya biz, Doğu-Türk-İslam medeniyeti? Bütünsellikten uzak fitneler ve yalanlarla ayrı düşürülerek çok parçalı çalışılmıştır. Artık birleşmenin zamanı gelmiştir. Beni okuyan ve anlayan tüm kardeşlerime sesleniyorum, Almanya’ya, İngiltere’ye, Amerika’ya, Fransa’ya, Samsun’a, İzmir’e, İstanbul’a herkese… Birleşmenin zamanı gelmiştir geçmektedir.
Birlik ve beraberlik bilinci sarsın inşallah o Allah sevgisi saran kalplerinizi. Güç Allah rızasını kazanmak adına sizlerle olsun inşallah din kardeşlerim.