SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
07 Haziran 2008 Cumartesi 11:20
  Adem KAHRİMAN
  Sosyolog-Yazar
Kendine Gel ve Dik Dur!
 
“Sevgili ve çok kıymetli okurlarım; Çok değerli yöneticileri olan ve kıymetli yazarları ile paylaştığım bu sayfada Haberdem ekibi olmaktan kıvanç duyuyorum. Bize bu kıymetli sayfalarda siz değerli okurlarla buluşma imkanı sundukları içinde ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Okurlarım daha kısa sürelerde daha çok makale yazmamı istiyorlar ayrıca bu gönül dostlarına da şükranlarımı sunmak istiyorum. İnşallah daha sık yazma gayretinde olacağımı kendilerine duyurmak istedim. Tüm Haberdem okurlarını hürmetle selamlıyorum. “
        Haydi Gençler Zincirleri Kırmanın Zamanı Geldi!
 
         Alemlerin en seçkin varlığı insandır. İnsan hayatının en verimli olduğu dönem ise gençlik çağıdır. Gençlik, Yüce Allah’ın bizlere bahşettiği nimetlerden biri olup, bulunmaz bir fırsattır. Bu nedenle kıymeti iyi bilinmelidir. Nitekim sevgili peygamberimiz (s.a.v), Yaşlılık gelmeden önce gençliğimizin kıymetini bilmemizi tavsiye etmiştir. Geleceğini teminat altına almak isteyen milletler, gençliğini kendi değerleri doğrultusunda yetiştirmek zorundadır. Bu gerçeklikle yüzleşmeliyiz. Gençlik, temiz bir toplumun ve sağlıklı bir millet hayatının en önemli unsurudur.
 
 
            Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in şu hadis-i şerifi önemli: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlak ve edepten daha güzel bir miras bırakmış olamaz.”
             Hz. Resulullah  (s.a.v.) hayatını gençlere adamıştı. O, Rahmet Peygamberi olarak gençlere sonsuz sevgi, şefkat ve hoşgörü ile muamele ediyordu. O'nun getirdiği Yüce Dinin iman, cihad, takva, ihlâs, ilim, ubudiyet ve medeniyet anlayışı özellikle gençlerde derhal yankısını buluyordu. Gençler, İslâm'ı kabul etmeye yaşlılardan daha yakın idi  
            Peygamberimizin bu görevi aynen eğiticiler içinde geçerlidir, mürebbiler nesilleri mahir birer usta gibi inşa etmeliler. Psikolojik ve sosyolojik zemine münasip bir yapılanmaya gitmeliler. Ayakları yerden kesilmiş his ve hevesleri birer fikir gibi algılayarak tatbik sahasına koymaya kalkışmamalılar. Bu arada belirtelim ki kuşaklar arası sıçramalara, yeni nesillerin öncekileri geçmesine, belki daha yerinde ifadesiyle –tıpkı bayrak devir teslimi gibi- onların yerlerine geçmelerine bilinçli bir şekilde müsaade etmeliler. Yaşça büyük olanlar, arkadan gelen daha kabiliyetli nesle geçiş hakkı tanımadan önce onları dengeli bir terbiyeden geçirmeli ki geçiş esnası ve sonrası saygıya ve o saygı üzerine kurulan manevî sisteme bir eksiklik gelmesin. 
              Gençlerde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de göz önünde bulundurmalıdırlar. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; sevgili Peygamberimiz (s.a.v) gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak, gençlerin cesaretiyle yaşlıların deneyimini birleştirebilmektir.
             O’nun hadislerinde, “Allah’a kulluk içinde yetişen genç”, Cenab-ı Hakkın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet günü'nde arşın gölgesinde gölgelendirilecek ve Allah’ın özel ikramına layık olacak yedi seçkin grup arasında adaletli devlet başkanı’ndan hemen sonra ikinci sırada zikredilmektedir.
             Dinamizm, fedakârlık, çalışkanlık, cömertlik, ahlak, hizmet, hicret, davet, tebliğ, cesaret… Hadislerde buyrulan örnek Müslüman gencin özellikleridir.
             Müslüman genç, öncelikle kendisini tüm ilim silahlarıyla kuşandırmalıdır. Gelecekteki anne ve babalar bu gençler olacaktır. Elde ettiği ilmî seviyenin yeterli olduğu kanaatine varmamalı, ilim yolunda hırslı, açgözlü ve son derece gayretli olmalıdır. İlim adamının bu psikolojik özelliği, hadiste işadamının psikolojik özelliğiyle karşılaştırılarak anlatılmakta, adeta ilmî doyumsuzluk tavsiye edilmektedir: “İki açgözlü kişi vardır ki doymaz: Biri ilim taleb eden... Diğeri de mal ve servet talep eden.” kendisini hem teknik, hem sosyal açıdan, hem tarihî hem de dinî açıdan iyi yetiştirir. Okulda istediği ölçüde alamadığı, bulamadığı ama mutlaka elde etmek zorunda olduğu ilmî ve manevî seviyeyi okul dışındaki özel çalışmalarda kitap, seminer, sohbet ve konferanslarda kazanmalıdır.
            Müslüman gencin ikinci önemli özelliği de takvadır. O kendisini günahlardan uzak tutar, sürekli Allah’ın rızasını kazanmak için çalışır, rıza-i ilahiye yakın ve şeytandan uzak olur. Onun tek bir hedefi vardır, Allah'a daha iyi bir kul olabilmek, bunun içinde tüm haramlardan sakınır ve tüm vacipleri de en güzel şekilde yerine getirir. 
            Müslüman genç uyanıktır, çabuk kandırılmaz, siyasetle ilgilenir ve Müslümanların sorunlarını kendisine dert edinerek, çözüm için çabalar.
             Genç adam; maneviyatın doruklarındadır, Allah’ın sevgisi ve aşkına ulaşmak için en büyük eğlencesi rabbiyle münacattır. Geceleri herkes uyuduğu zaman o uyanır ve aşkının ispatı olan gözyaşlarıyla sevdiğiyle konuşur. Çünkü yüce Allah’ın Hz. Musa’ya buyurmuş olduğu bu hadisi kutsiyi iyice kavramıştır: “Ey Musa! beni sevdiğini söyleyen ve sonra sabahlara kadar uyuyan ne kadarda yalancıdır, seven sevdiğiyle olup onunla konuşmak istemez mi?”
             Arzulanan genç nesil, ahlakî ve manevî değerleri ön plana almalıdır. Sevgi, saygı, rahmet, şefkat, adalet, iyilikseverlik gibi insanı insan yapan evrensel manevî değerleri ön plana almalıdır. Gönül kazanma ve yürek fethetme görevini en tatlı dille ve en güzel metotla yerine getirmelidir. 
            Genç nesil, günümüzün olumsuz şartlarında kendisinin manen erimesi şöyle dursun, manen erimeye ve dejenere olmaya yüz tutan, çaresizlik ve çözümsüzlük içinde kıvranan, intihar eğilimi veya psikolojik bunalım yaşayan genç arkadaşlarını kurtarma azim ve kararlığı taşımalıdır.
             Gençler, toplumun geleceğidir. Şu an sahip olunan maddi ve manevi kazançların tamamı, gelecekte gençlerimize emanet edilecektir. Bu yüzden ruh ve beden yönünden sağlıklı, inanç ve sorumluluk duygusuna sahip gençlerin yetiştirilmesi en önemli görevlerimizdendir.
             Tarih sayfalarına baktığımızda; önemli başarıların arkasında sağlam karakterli, inançlı ve güven duygusuna sahip gençlerin var olduğunu görürüz. İslam’ın yayılması ve gönüllere yerleşmesinde, hidayet yıldızı olmuş pek çok gencin büyük katkıları olmuştur.        
            İslam, gençlerin faydalı ilim, hür düşünce ve bağımsız teşebbüs kabiliyeti ile yetiştirilmeleri konusunda ebeveyne, topluma ve bilhassa eğitimcilere büyük sorumluluk yüklemektedir. Şurası unutulmamalıdır ki; aileyi ve toplumu huzursuz eden alkol, kumar, uyuşturucu bağımlılığı, Ateizm, Satanizm gibi yanlış inanışlara yönelme ve ahlaki çöküntünün yayılması, gençliğin ihmal edilmesinden kaynaklanmaktadır. Böylesine kötü durumlara düşmekten, gençlerimizi korumak bizlerin en önemli görevidir.
             Değerli Kardeşlerim; Gençleri önemsemek, onları anlamaya çalışmak ve kendilerinde var olan enerjiyi, dinamizmi ilim, fikir, sanat gibi faydalı neticelere yönlendirmek gerekir. Bunun için gençleri, milli ve manevi değerlerine bağlı, yaşadığı çağın farkında olan insanlar olarak yetiştirmek, sorumluluk sahibi her fert, toplum ve müessesenin görevidir. İslam büyüklerinden birine ait olan şu güzel söz, bu açıdan çok önemlidir: “Çocuklarınızı yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları çağın gereklerine göre eğitiniz” bu durumda şu sonucu doğuracaktır; Bizler ne kadar kendimizi geliştirdik? Bize saygı duyacakları kadar bilgi ve irfan sahibi miyiz?. Eğer kendimizi yetersiz görüyorsak hemen şimdi makaleyi okur okumaz kendi dünyamızda bir eğitim ve karakter revizyonuna gitmeliyiz değerli kardeşlerim. Her şeyin gönlünüzce olması temennisi ile… Hepimize kolay gelsin…
 
 
 
YORUMLAR (11) adet
    LEYLA
    YESER HANIM AYNAYA BAKTIN MI HİÇ
    TABİ SABAH BAK AKŞAM KENDİNİ GÖRMEYEBİLİRSİN ÇOK TARAFSINIZ YAZIK SİZ ISLAHDA OLMAZSINIZ LAFTANDA ANLAMAZSINIZ
    18 Aralık 2008 Perşembe 11:21

    yeser
    hata
    leyla hnm bişey sormak istiyorum nihal hnm sizin için düşünmediği ve sizle aynı şeyleri hissetmediği için mi islah olmalı. kocaman at gözlüklerinizi çıkarın artık ve içinde bulunduğunuz bu öğrenilmiş çaresizlikten kurtulun. sanırım benimde ıslah olmam şeklinde temennilerde bulanacaksınız.etrafınıza bir bakın ve bazı ideolijiler için nasıl kullanıldığınızı lütfen görün artık alet olmayın.
    12 Ekim 2008 Pazar 18:21

    ahmet hakan
    nihal hanıma
    İSLAM ülkelerini nihal hanımın zihniyetindeki insanlar yönetiyorda ondan geri kaldılar 2 asırdır
    24 Haziran 2008 Salı 11:27

    adem şahin
    önce biz aramızda barışık olalım
    hocam insanımız birbirine kin besler olmuş belki elin yunanlısı gelse onunla dost olup kendi insanımıza saldırıcak duruma gelmiş toplumumuz ne kötü dimi bu konulara daha çok deyinirseniz sevinirim başarılar.
    24 Haziran 2008 Salı 09:23

    Hasan TARHAN
    TÜRK Gençliği Nerede !
    Şurası muhakkaktır ki;Bir ülkenin bekası sağlam bilgili gençliği ile sağlanır. Nedir bu sağlam bilgili ? Ülkenin yönetimini, gelişimini devam ettirecek, ülkeler arası ilişkileri güvenli tutacak, sosyal yaşantımızı güvence altına alacak, ekonomik yatırım ve yaptırımları uygulayan ve kayırmacı zihniyete karşı olmak demektir. Bu gençlik ancak geleceğimiz olabilir.
    20 Haziran 2008 Cuma 16:25



Yazarın Diğer Yazıları

    » Piyasalar
$ USD
1.5280
€ Euro
2.0840
IMKB
27.988
Altın
41.57
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Adem KAHRİMAN
Araştırmacı/Sosyolog-Yazar
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Yerel seçimler de hangi partiye oy vereceksiniz?
    AK PARTİ
    BBP
    CHP
    DP
    DSP
    DTP
    MHP
    SP
    ANKARA 06.01.2009
İmsak
-
5:32
Güneş
-
7:04
Öğle
-
12:01
İkindi
-
14:24
Akşam
-
16:47
Yatsı
-
18:11
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008