SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
09 Mayıs 2008 Cuma 10:41
  Adem KAHRİMAN
  Sosyolog-Yazar
Dinin Tarihsel Misyonu Ve İşlevleri
 
 
 Din toplumları etkileyen bir unsurdur. Dinin tarihsel dolayısıyla da toplumsal yönüyle de sosyoloji bilimi ilgilenir. Tabi buna bağlı olarak bireysel tarafı da göz adrı edilmemelidir. Toplumsal bir düzenin inşasında, din topluma nasıl etki ediyor sorusuna şu cevabı verebiliriz; “Dinler toplumsal dönüşümleri sağlayan bir mekanizma niteliğini üstlenmiş kurumlardır. Her toplumun kendi dinamikleri bu durumu şekillendirir.”     Toplumlara dıştan ve üstten bir müdahale yapılmadığında, bir din ya da dünya görüşü sunulmadığında, toplumlar kendi iç dinamikleriyle gelişerek güçlüler daha üst kuruma gelerek güçlerini devam ettirirler. Üst ve alt tabaka arasındaki etkileşim toplumsal dönüşümü koparır. Mekanizma tek taraflı işlemeye devam eder. Bunun sonucunda yüksek tipli din geleneği oluşmuştur. Modern çağda dinin tarihsel misyonu gelişmiştir. Din üst ve alt tabaka arsındaki mekanizmaları çözen bir potansiyel imkândır.
Din, başından beri insanlığın kendini tanımlama ve konumlandırmasının en önemli yollarından birisi olmuştur. Özelliklede aşağıdaki halk katlarının üstteki ayrıcalıklı zümrelere karşı bir dayanak noktasını teşkil etmiştir. Dinin tarihsel görevi olarak adlandırdığımız, bu görevi olağan üstü durumlarda halk katlarına bir ideoloji görevi yapmak, normal zamanlarda ise önemli bir meşrulaştırma yolu olmak şeklinde özetleyebiliriz. Esasen modern dönemlerde ortaya çıkan ideolojilerde sonuç olarak dinin yerine oynamışlar, bir meşrulaştırma aracı olmaya çalışmışlardır.  Dolayısıyla modern dönemlerde dinin söz konusu tarihi misyonuna rakip ideolojiler doğmuş, dinin bu işlevi sabote edilmeye çalışılmıştır.
Din sırf toplumsal fonksiyonlara sahip bir kurum değildir. Çok köklü ve çok yönlü bir sistem olan din, insanın özüne ilişkin sorunların bütününü ilgilendirmektedir. Dinlerin başından beri çevresinde döndüğü görkemli mabetler bize dinin sırf üretim sürecine bağlı olmadığı hakkında açık bir fikir verir.  Tarih boyunca gördüğümüz büyük din devletlerinin hiç birisi ekonomik tabanın basit bir yansıması değildir. Hatta din bu süreçte daha fazla bir işleve sahipti. Bu işlev sistemin durağanlaştığı, halk etosunun “inanç, değer sistemi, ideoloji” dışlandığı dönemlerde onu harekete geçirmek ve yeniden dönüştürmek için kullanılan en etkin unsurdur. Yani din, son iki yüz yıllık modern düşüncenin iddiasının aksine statikliğin değil, dinamizmin adresidir. Toplumu sığ, içkin yapılanmasından çözüp, yeniden hareketlendiren yegâne mekanizmadır.
Dinin sosyal işlevi;
1.      Toplumsal konum-kimlik
2.      Meşrulaştırma işlevi
3.      Kontrol ve denetleme
4.      Değerler arasında hiyerarşi kurma
5.      Toplumsal birlik
6.      Bazı sosyal pratikler
 1-Etos; kimlik, ideoloji, konum: (Bir toplumun etosu ile devletin etosu uyuşursa problem yoktur, bir toplumun etosu ile devletin etosu arasında fark varsa problem vardır. )
Yukarıda, üst tabakada bulunanlar kendi etoslarını oluştururlarken, aşağıda bulunanlar ise kendi etoslarını oluşturamazlar. Din, toplumların önemli kimliklerinden biri olmuştur. Yüzyıllar boyu dinler toplumların kimlik görevini yerine getirmişlerdir.
 
2-Dinin en önemli işlevlerinden biri meşrulaştırmadır; İnsanların yaptıkları davranışların iyi ya da kötü olduğunun meşrulaştırılması. Dinlerin insan eylemlerinin doğru ya da yanlış olduğu konusundaki görüşleridir.
 
3-Dinin sosyolojik açıdan en önemli mekanizmalarından biri kontrol ve denetlemedir; din denetlemeye yönelik içerik taşımaktadır. Toplumdaki bütün kurumsal yapılar bir yelpaze etrafında, bir uçta din, diğer uçta ekonomi olacak biçimde şekillenmişlerdir. Diğer kurumlar arada bulunurlar. Değişim, dönüşüm içerisinde din denge kutbunda bulunuyor. Kontrol mekanizması oluşturarak diğer kurumları izole ediyor. Din o toplumu, o toplum olmaktan çıkı vermesini engelleyen bir mekanizma görevini üstlenir. Dinin denetleyiciliğinin yanında ailenin denetleyiciliği daha az.
 
4-Değerler hiyerarşisi; insanın önem vermesi ile ilgili olan değerlerin bir kısmı din kökenlidir. Değerler hiyerarşisinde dini inançların önemli bir yeri vardır. Din değerleri daha etkin bir hale getiriyor. İçselleştirmelerin fazla olmasını engelliyor. Aşkın değerler devre ye girdiğinde yanlış yere içselleştirmenin önüne geçer.
 
5-Toplumsal birlik; bir toplumda belli ve tek bir din varsa birlik sağlanır. Çoklu dinler söz konusuysa birlik sağlanamaz. Ulus içinde birden çok dinin varlığı söz konusu olduğunda işte tamda burada din birleştiricilik özelliğini etkinleştirerek ulusun birleşememesine sebep olur.
 
6-Bazı sosyal pratikler; bazı beşeri durumlar din çerçevesinde gerçekleştirilmektedirler. (düğünler, cenazeler, doğumlar vb.)
 
YORUMLAR (1) adet
    polat nevşehir
    Sosyolojik Bakmak
    Dinin işlevlerine yönelik gerçek bir sosyolojik bakışaçısı vurgulanmış eline sağlık dostum,kardeşim
    12 Mayıs 2008 Pazartesi 15:15

Yazarın Diğer Yazıları

Ali Sami Palaz
Köşe Bucak Dünya
Nevzat LALELİ
Adem KAHRİMAN
Sosyolog-Yazar
M.Ali ÖZTÜRK
Araştırmcı-Yazar
Hüseyin ALTINALAN
M.Şevket EYGİ
Milli Gazete
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.2290
€ Euro
1.9100
IMKB
42.498
Altın
35.78
    ISTANBUL 17.05.2008
İmsak
-
3:48
Güneş
-
5:37
Öğle
-
13:08
İkindi
-
17:02
Akşam
-
20:26
Yatsı
-
22:06
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008