SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
18 Nisan 2008 Cuma 19:25
  Adem KAHRİMAN
  Sosyolog-Yazar
ABD Kaybettikçe Saldırganlaşıyor!
    1990’da “Soğuk Savaş”ın son bulması, Sovyet bloğunun çökmesi ve dağılması sonrasında ABD’nin hegemonyasında kurulan “Yeni Dünya Düzeni” yani “Tek Kutuplu Dünya” kurgusu bütün küresel dengeleri sarstı. Bu durum bütün ülkelerin jeopolitiğinin değişmesi sonucunu doğurdu. Doğu-Batı ya da Varşova-NATO blok baskılarının belirlediği statükolar sarsıldı ve ülkelerin stratejik paradigmaları yeniden tanımlandı. Bu konjonktürde kendini daha özgür ve bağımsız hisseden öncelikle Doğu Avrupa, Balkanlar, Kafkaslar, Avrasya, Orta Asya ve Orta Doğu’daki devletler yeni güç dengelerinde yeni konumlarını belirlemeye çalıştılar. Bölünme, parçalanma, dağılma, bağımsızlık, pembe-turuncu devrimler, yeni ittifaklar, siyasi ve ekonomik entegrasyonlar özellikle iki blokun çatışma ve güç mücadelesi verdikleri bölgelerde son on beş yıldır yaşanıyor. Bu geçişler ve yeniden yapılanma çabalarının hepsi barış ortamında olmadı ve olmuyor maalesef. İç savaşlar, çatışmalar ve kanlı olaylar Türkiye’nin de tam ortasında olduğu bölgeyi etkilemeye devam ediyor.
 
11 Eylül 2001’deki ABD’ye yönelik saldırılardan sonra “Yeni Yüzyıl Projesi” ve “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) stratejik amaçlarıyla tek süper gücün doğuya Afganistan ve Irak’a yönelik işgal operasyonları yapıldı. Hala devam eden bu işgaller ve o ülkelerde yaşananlar büyük bir kaos ortamı oluşturdu.

Afganistan’da Kabil’den başka hiçbir bölgede kontrol ve güvenlik sağlanamadı, düzen kurulamadı. Çok uluslu NATO gücünü artırarak istikrar ve düzeni sağlayacağını düşünen ABD’ye diğer NATO ülkeleri de Türkiye de destek vermiyor.

Irak’tan çekilme stratejisini saklayan işgalci güçler, cehenneme çevirdikleri ülkede işgalin 6. yılında geldikleri tablo korkunç, bedel çok ağır. BOP çöktü, ABD ağır yaralı.

Bölgede işgal güçlerinin başarısızlıkları, güç duruma düşmeleri ve uyguladıkları insanlık dışı ağır baskılar, sebep oldukları kan gölü kendilerine karşı düşmanlıkları zirveye taşıdı. ABD, ve İngiltere aleyhtarlığı yükseldi, ülkeler, rejimler ve liderlerin güvenlerini kaybettiler. Sözde bölgeye barış, demokrasi, özgürlük, refah ve güvenlik getireceklerdi. Savaş, kargaşa, esaret, yoksulluk ve can derdi getirdiler, her şeyi daha kötüleştirdiler. İki yüzlü, çifte standartlı, yalancı, zalim, işgalci ve düşman oldular.

Bu görüntüleriyle küresel emperyalist güçler ve özellikle ABD, başta Türkiye’yi olmak üzere Pakistan, S.Arabistan, Mısır, Ürdün ve Körfez Ülkelerini kaybettiler. Artık hiçbir ülke ABD’ye eskisi gibi bakmıyor, ABD’ye bağımlı statükolar ve derin yapılar çözülüyor. ABD bölgede küçülüyor, kayboluyor ve kaybediyor.
 
Türkiye Ateş Hattında! 
ABD’nin Irak’a kuzeyden girmek için çok istediği 1 Mart tezkeresini Türkiye’de geçirtemeyince sarsılan ilişkiler ve devamında yaşanan üzücü olaylar ABD-Türkiye ilişkilerini 15 Mayıs 2006 tarihindeki yol ayrımına getirdi. Bu ABD patentli statükonun çekirdeğinin yok edildiğinin ilan edildiği ve Türkiye’nin ABD’den kurumsal olarak bağımsızlaştığının netleştiği kader anıdır. Artık Türkiye bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük temelinde milli mutabakatını yapmıştır. ABD’ye tavrını koymuş stratejik bağımsızlığını dosta düşmana açıklamıştır. İşte ne olduysa bu süreçten sonra olmuştur. Bu durumu hazmedemeyen ABD ve içeride kök salmış köhne statüko operasyonlarına başlamıştır. Ayrıca; Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci de, statükocu elitlerle değişim dinamiğinin demokrat unsurlarının güç mücadelesini daha da hareketlendirmiştir. Zamanın süratle işlemeye, ve gündemin hızla eskitilmeye başlandığı bu süreç hala devam ediyor. O zamandan beri; yaşanan olayları şöyle bir hatırlayalım;

• 5 Şubat 2006 Trabzon Rahip Santora Cinayeti

• 17 Mayıs 2006 Ank. Danıştay Saldırısı (1 ölü 3 yaralı)

• 19 Ocak 2007 İst. Hrant Dink Cinayeti

• 18 Nisan 2007 Malatya Vahşeti (3 kişi ölü)

• 2007 Nisan, Mayıs aylarında Güneydoğuda artan PKK eylemleri

• 11 Mayıs 2007 İzmir’de Bombalı Saldırı  (1 ölü 4 yaralı)

• 22 Mayıs 2007 Ankara-Ulusta Bombalı Saldırı  (6 ölü 100 yaralı)

Yine bu süreçte yaşanan Haziran 2006 ekonomik kriz beklentisi ve bir gecede üç yabancı banka aracılığıyla dışarı çıkartılan 22 milyar doların piyasalarda yarattığı sarsıntı. 2006 Temmuz ayında siyaset tacirlerinin sahne aldığı ve Türkiye’yi siyasi bir istikrarsızlığa götürecek siyasi tezgahlar ve oyunlar. Başrollerde Demirel, Rahşan Ecevit, Mesut Yılmaz ve ulusalcı “vatan tehlikede” grubu.

Nihayet 2007’nin Nisan ve Mayıs aylarında Cumhurbaşkanlığı seçimi aşamasında yaşanan olaylar. TBMM’nin CHP, ANAP, DYP muhalefeti tarafından çalışamaz duruma getirilmesi ve millet iradesinin engellenerek egemenliğin Anayasa Mahkemesine havale edilmesi, 27 Nisan gece 23:15 sanal TSK açıklaması (bir muhtıra gibi etkilendirilen) ve nihayet Cumhurbaşkanı seçim turunu iptal ederek siyaseti bloke eden ve milli iradeyi boğan Anayasa Mahkemesi’nin kararı. Bunlar karşısında cumhurbaşkanını halk seçsin denilince Baykal’dan “ülkede çatışma çıkar”, YÖK Başkanı E. Teziç’ten “Bu demokratik çoğunluğun devlet iktidarını işgal etmesini doğurur” beyanları. Bütün bunlara Cumhurbaşkanı Sezer’in “Türkiye, tarihinin en büyük rejim krizini yaşamaktadır” sözünü genç subaylara sarf ettiği zamanlar. Ve sözde “Cumhuriyet Tehlikede” amaçlı kurgulanmış toplumsal gösterilerle ayağa kaldırılan kitlelerin yarattığı gerilim. Böyle bir Türkiye; ekonomik, siyasi, sosyal, askeri ve stratejik olarak ateş hattına sürüklenmek istenmektedir dersek bu sürece ağır gelecek bir yorum olmaz sanırız.

“ABD’nin kurumlardaki pozisyonunu kaybetmiş olmasına rağmen, kökleşmiş 80 yıllık statükoda işbirliği yapabileceği bürokratik elit unsurları bulabilecek güçte olduğu göz ardı edilemez. “

Türkiye’nin demokratik değişim adına kazanımlarını geri almaya, ülkeyi ekonomik ve siyasi krize yuvarlamaya, kaos, kriz, provokasyon ve cinayetlerle, alçakça tertiplenen bombalı saldırılarla bizi içe kapatmaya, küçültmeye mahkum etmek istiyorlar. Bu psikolojik bir savaştır, senaryoları yazılmış oyunlar teker teker sahnelenmektedir. Bu operasyonlar Türkiye’nin bağımsızlığına, demokratik kazanımlarına ve özgürlüklerine sıkılmış kurşunlar, yoluna döşenmiş bombalardır. Emperyalist provokasyonlar, cinayetler, bombalı saldırılar Türkiye’yi bir ateş hattına itmek istiyorlar.
 
İslam Dünyası Ateş Hattında!

Sadece Türkiye değil Ortadoğu’da ve İslam Ülkeleri Coğrafyası’nda Pakistan, Lübnan, Filistin, S.Arabistan, Fas, Tunus, Cezayir, Etopya, Somali, İran, Suriye de Ateş hattındadır. Bu emperyalist küresel güçlerin ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in uyguladığı aynı projenin ortak bir stratejinin tatbikatıdır. Afganistan’da çaresiz kalan, Irak’ta perişan olan aynen mağlup olan Sovyetlerin Afganistan’dan çekilmeleri gibi bitişlerini haber veren bu kötü son, onları daha da saldırganlaştırıyor. Sadece Türkiye’de değil tüm İslam Dünyasında; etnik, dini, mezhebi ve siyasi her türlü fitneyi tahrik ederek arkalarında çatışmalar, iç harp ve kaos bırakmak istiyorlar. Geriye tekrar güçlü dönüp hegemonyalarını, post-modern sömürülerini ve güdümlerini sürdürebilmek için. Sıcak çatışmalar, iç savaş tahrikleri, propaganda ile kamplaşma ve kutuplaşmaların sivriltilmesi, nokta vuruş suikastlar ve bombalı saldırılarla taşeron terör örgütleri ve tetikçi provokatörlerle tüm bölgeyi ateş hattına taşımak istiyorlar.

Bütün bunlar Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrar bulduğu, milli gelirini artırdığı, kalkınmasını güçlendirdiği, ihracatını 100 milyar dolara dayadığı bir süreçte yaşanıyor. Ayrıca, bunların bölgede Türk diasporasının güçlendiği, Türk Birliğinin konuşulduğu, İKÖ inisiyatifiyle İslam Dünyasının ortak ekonomik, siyasi, stratejik savunma çabalarını güçlendirdiği bir dönemde olması çok manidar değil midir? ABD İslam dünyasında kapsamlı bir 2. soğuk savaşı acımasızca sürdürüyor. Amacı 2. soğuk savaşı da kazanıp İslam coğrafyasını yeniden düzenlemek ve hegemonyasını, ekonomik, kültürel, siyasi ve stratejik anlamda güçlendirmek. Bu bir savaştır. Türkiye ve İslam dünyası bunun tarafıdır ve ateş hattındadır.
 
Yeni Türkiye Vizyonu

Ancak;

Türkiye eski Türkiye değildir.

Dünya da eski dünya değildir.

Türkiye’nin içeride başardığı bağımsızlık hareketi ve demokratik değişim dinamiği “Yeni Türkiye Vizyonu”nu şekillendiren iki temel paradigmadır. Yeni Türkiye kurgusu iç ve dış operasyonlara karşı daha dirençli ve donanımlıdır. Siyasi, ekonomik ve sosyal mühendislik projeleri Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya yetmiyor. Artık Türkiye’nin kendini savunma refleksleri harekete geçmiştir. Bizim de “B” planımız, oda olmazsa “C” planımız var. Ülkemizi, çevremizi ve bölgemizi savunacak milli stratejik projelerimiz devrededir.

Yeniden yapılanan Türkiye; önündeki engelleri aşacak, ateş hattından en az zayiatla geçecek huzur, barış, refah ve kalkınma yolunda, aydınlık bir geleceğe çağdaş, demokratik cumhuriyet ülküsüyle ulaşacak güçtedir. Türkiye’nin dahil olduğu İslam dünyası bu ateş çemberini parçalayacak, kendilerini yönetmek ve kaderlerine sahip olmak yolunda mutlaka başarılı olacaklardır. Tarihin akışı bu yöndedir.

“Yetişen Ve Kendilerini Geliştiren İdealist Ve Uygulamacı Gençliğe Güveniyor Ve Onları Sonuna Kadar Destekliyoruz”

YÜRÜYEN DEĞİL, KOŞAN BİR GENÇLİK DİLEĞİYLE…

KAYNAK; Yarınlar İçin Düşünce Dergisi- Düşünce Platformu

YORUMLAR (4) adet
    Hülya YILDIZ
    HOCAM KİTABINIZI OKUDUM
    Hocam kitabınızı okudum ve çok beğendim. arkadaşlarıma tavsiye ettim ancak arkadaşlarım Konya'da bulamadıklarını söylediler. kitaba ulaşmak isteyen arkadaşlarım servet kitap evinden temin edebilirler.
    04 Mayıs 2008 Pazar 14:00

    eyüp özcan
    Teşekkürler
    Kitabınızda emeği geçen arkadaşlara teşekkür ederiz.. kamuoyunda büyük bir açığı siz değerli insanlar sayesinde bir nebzede olsa kapattığınız için memnuniyetlerimizi bildiririz. Sınava girecek arkadaşların kitabınızı okumalarını tavsiye ederiz. Kitabınızın karikatüristi Murat Bey' e de ayrıca çizdiği karikatürler için teşekkür ederizç
    29 Nisan 2008 Salı 19:17

    NURETTİN KABAK
    HAYIRLI OLSUN
    HOCAM KİTABINIZ HAYIRLI OLSUN. ÇOK GÜZEL OLMUŞ DEVAMINI BEKLİYORUZ.
    29 Nisan 2008 Salı 19:12

    İsmail YILMAZ
    hayırlı olsun
    Hocam yeni kitabınız hayırlı olur inşallah.. sizin gibi güzel kalemlerden böyle güzel eserler daha da bekliyoruz.. Allah yardımcınız olsun..
    28 Nisan 2008 Pazartesi 02:06

Yazarın Diğer Yazıları

    » Piyasalar
$ USD
1.5280
€ Euro
2.0840
IMKB
27.988
Altın
41.57
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Adem KAHRİMAN
Araştırmacı/Sosyolog-Yazar
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Yerel seçimler de hangi partiye oy vereceksiniz?
    AK PARTİ
    BBP
    CHP
    DP
    DSP
    DTP
    MHP
    SP
    ANKARA 06.01.2009
İmsak
-
5:32
Güneş
-
7:04
Öğle
-
12:01
İkindi
-
14:24
Akşam
-
16:47
Yatsı
-
18:11
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008